Yazı Gönder
Özel Askeri Şirketler: Neden ve Nasıl Ortaya Çıkıp Çoğaldılar? Devlet Meşruiyetine Etkileri ve Gelecekteki Yerleri: Bölüm 1

Yönetim Tasarımı

Özel Askeri Şirketler: Neden ve Nasıl Ortaya Çıkıp Çoğaldılar? Devlet Meşruiyetine Etkileri ve Gelecekteki Yerleri: Bölüm 1

21 Kasım 2022

Okuma Modu

Makaleyi Dinle

0:00 / 0:00

Bu özellik tarayıcının yerleşik sesli okuma teknolojisini kullanır

Özel askeri şirketler (ÖAŞ’ler), özellikle XXI. yüzyıl ile birlikte siyasi gündemdeki yerini almaya başlamıştır. Aslında modern anlamıyla ilk ÖAŞ II. Dünya Savaşı’nın akabinde İngiltere’de ortaya çıkmış olmasına rağmen ulusal ordulara bir alternatif şeklinde telakki edilmeleri oldukça yenidir. Bu yazı dizisinin amacı, ÖAŞ’lerin temel mantığını açıklayabilmek, çeşitli ÖAŞ türleri arasındaki farklılıkları açıklayabilmek, hangi koşullar altında ÖAŞ’nin yaygınlaşmaya başladığını anlatmak, ÖAŞ’ler hakkındaki temel iddiaları değerlendirmek ve ÖAŞ’lerin uluslararası hukuktaki konumuna dair genel bir çerçeve çizebilmektir. Ayrıca paralı askerlik mesleği ile ÖAŞ’ler arasındaki bazı temel ayrımlara değinilmiş, ÖAŞ’lere dair neden bir uluslararası düzenleme yapılmadığına dair bazı yorumlarda bulunulmuştur. ÖAŞ’lerin salt para kazanma amacı güden kuruluşlar olduğu düşünülmektedir. Oysa bu izlenim, ÖAŞ’lerin uluslararası politikadaki konumunun anlaşılabilmesi bakımından son derece tehlikelidir. ÖAŞ’ler maddi menfaat peşinde olan yapılar olmakla birlikte her biri aynı zamanda kendi menşe ülkelerinin ulusal çıkarlarına da hizmet etmektedir. Son olarak savunma hizmetlerinin bir kısmının ÖAŞ’ler tarafından üstlenilmesi, yakın gelecekte de kendini göstermeye devam edecektir. Diğer yandan ÖAŞ’ler konusunda ciddi bir hukuki boşluk olması, ulusal orduların değerler sistemine sahip olmamaları ve devletlerin onları gizli ve kirli görevler için kiralama yoluna gitmeleri geleceğe dair kritik sorunlar olarak görülmektedir. 

Özel Askeri Şirketler: Neden ve Nasıl Ortaya Çıkıp Çoğaldılar? Devlet Meşruiyetine Etkileri ve Gelecekteki Yerleri: Bölüm 1

Giriş

Özel askeri şirketler (ÖAŞ’ler) özellikle II. Irak Savaşı’ndan itibaren Türk kamuoyunun da giderek aşina olduğu farklı bir yapılanma türüdür. ÖAŞ’lere dair kamuoyunda birbirinden çok farklı görüşler ve iddialar bulunmaktadır. Geleneksel orduların yerini alacak silahlı birlikler olarak nitelendirildikleri gibi sadece kendi kârlarının peşinde olan kuruluşlar olarak da düşünülmektedir. ÖAŞ’lerin özellikle ÖAŞ’leri tercih eden ülkeler için önemini ve uluslararası arenadaki etkilerini analiz edebilmek için öncelikle ÖAŞ’lerin niteliğine dair genel bir izlenim edinmek oldukça mühimdir. Keza ÖAŞ’lerin gelişmiş ülkeler için üstlendiği rol ile gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkeler için oynadığı rol aynı değildir. ÖAŞ’ler vekalet savaşlarının en önemli birleşenlerinden biri olarak, dikkatle incelenmesi ve analiz edilmesi gereken örgütler olarak karşımıza çıkmaktadır.

1. Savaş, Devlet, Ulusal Ordular ve Özel Askeri Şirketlere Dair Genel Bir Çerçeve

 Max Weber’e göre devlet “… belli bir arazi içinde, fiziksel şiddetin meşru kullanımını tekelinde (başarıyla) bulunduran insan topluluğudur… Devlet, şiddet kullanma hakkının tek kaynağı kabul edilmektedir…” şeklinde tanımlanabilecek bir yapıdır. Bu yapının doğal olarak hem yurttaşlarına hem de uluslararası aktörlere karşı kendini koruması gerekmektedir. Savaş, devletlerin kendilerini veya ulusal çıkarlarını koruyabilmek için tercih ettikleri yöntemler arasında yer almaktadır. Geleneksel olarak savaş terimi, Clausewitz’e göre “politik temasların diğer araçların karışımıyla oluşan devamıdır.” Ayrıca Clausewitz, savaşın esas amacının politik bir sonuca ulaşmayı hedeflerken, yapısının ise sadece kendisine hizmet ettiğini belirtmiştir. Ulus devletler ortaya çıkmadan önce devlet, kendi egemenliğini yayabilmek ve gücünü kabul ettirebilmek adına, savaşlarda, paralı askerlerden ve çeşitli özel birliklerden destek almıştır. Kısacası, özel birlikler veya paralı askerler aslında binlerce yıldır devletlerin silahlı güçlerinin bir parçasıdır. Günümüzde yapılan savaşlarda da düşmanın direncini kırmak”, “psikolojik üstünlük elde etmek”, “meşruluk derecesini arttırmak” gibi farklı nedenlerle birçok özel veya kâr amacı taşıyan yapılanma kullanılmaktadır. Bunlar da savaşların değişen yapılarının mühendisleri olan ÖAŞ’lerdir. 

ÖAŞ, “silahlı veya silahsız mücadele, muharebe destek, güvenlik veya güvenlik danışmanlık hizmetleri veren kâr amaçlı” bir şirkettir. Şirketleşme, ÖAŞ’lerin kâr amacı güden kurumlar olduğunu göstermektedir. Özellikle bu şirketlerin faaliyetleri dikkatli bir şekilde incelendiğinde, faaliyetlerin odak noktasında genel itibariyle kâr odaklı eylemlere yer verildiği görülmektedir. Bu durum son derece doğaldır Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yer alan ÖAŞ’ler, Dow Jones’ta hisse senetleri bulunan, paydaşlarına temettü payı dağıtan, hissedarlarına hesap vermek zorunda olan yapılardır.   ÖAŞ, sürekliliği ve hiyerarşiyi” içermekte ve global piyasada oluşan özel bir iş türünü (savaşla ilgili konularda profesyonel hizmet sunumu) yerine getirmektedirler. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve bunun “güvenlik piyasasında yarattığı değişimler”, “savaşın yapısındaki değişimler” ve “özelleştirmenin hız kazanması” gibi değişkenler ÖAŞ’lerin kurulmasına ve daha çok kullanılmasına yönelik küresel düzeyde bir talep yaratmıştır.

Geçmişin aksine günümüzde askerî personel tarafından yerine getirilen vazifelerin giderek artan bir şekilde siviller tarafından yerine getirildiği ve üstlenmiş oldukları fonksiyon itibarıyla sivillerin bir anlamda askerî personelle iç içe geçtiği söylenebilir. Kamusal hizmetlerin özel sektöre devredilmesi süreci, savunma ve güvenlik hizmetlerini de etkilemiştir. Ancak savunma ve güvenlik hizmetleri, birçok kamu hizmetine nispeten, çok daha göz önünde olduğu için, söz konusu hizmetlerin tamamıyla ÖAŞ’lere bırakılmasının en azından yakın zamanda söz konusu olmadığı söylenebilir. Neoliberal iktisat ve kamu politikalarının etkisiyle birlikte orduların mevcudiyetinin azaltılması, savunmaya ayrılan bütçenin kısıtlanması, ulusal orduların daha sıkı bir şekilde denetlenmesi, siyasi maliyetin azaltılması vb. düşünceler özellikle son 40 yıldır birçok ulusun kamuoyunda kendilerine yer bulmuştur. Elbette neo-liberal politikalar ve demokratikleşme kavramı çerçevesinde bir değerlendirme yapılacak olursa, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin ÖAŞ’leri tercih etme sebebi ile ABD veya Rusya gibi ülkelerin ÖAŞ’lerden faydalanma sebepleri farklılaşmaktadır. 

ÖAŞ tarafından sunulan hizmetler ve uzmanlıklar çoğu zaman daha küçük bir ölçekte asker veya polis kuvvetlerininkine benzemektedir. Bu şirketler yeri geldiği zamanda kendilerini, "güvenlik yüklenicileri" veya "özel askeri yükleniciler" şeklinde isimlendirebilmektedir. Bu şirketlerin bir kısmı ise silah sektöründe faaliyetlerini sürdürmektedir. ICIJ’in (International Consortium of Investigate Journalists) yaklaşık olarak iki yıllık bir araştırma sonucu elde ettiği verilere göre, dünyada “90’a yakın ÖAŞ” bulunmakta ve “110 ülkede” faaliyet göstermektedirler. Bu şirketlerin içinde yer aldığı “yıllık ortalama 100 milyar dolarlık” bir endüstriden 2004 yılı itibariyle söz edilmekteydi. Hemen belirtmek gerekir ki ÖAŞ’lerin tarihi gelişimi esnasında bu pastadan aldıkları payın arttığı rahatlıkla dile getirilebilir. ÖAŞ’lerin kurulduğu ülkeler genellikle ABD, İngiltere, Rusya, Güney Afrika, İsrail ve Fransa gibi dünya çapındaki nam salmış ÖAŞ’lerin menşe ülkeleridir. Günümüzde ise Libya’dan Angola’ya kadar birçok ülkede faaliyet gösteren ÖAŞ’ler en tehlikeli operasyonları dahi başarıyla yürütebilmektedir.

2. Özel Askeri Şirket ve Paralı Asker(lik) Farkları 

Özel askeri şirket (ÖAŞ) ve paralı asker kavramlarını birbirinden ayırmak gerekmektedir. Her ne kadar ÖAŞ’lerdeki personelin çoğunluğu “paralı asker” şeklinde nitelendirilse de artık yapılacak işin türü, müşteri ile ilişkilerin doğası ve etkileri tümüyle farklıdır. Paralı askerliğin tarihi, neredeyse Mezopotamya’da ortaya çıkan ilk devletlerin tarihiyle eşdeğerdir denilebilir. Paralı askerliğin yerini ulusal orduların alması ise görece son derece yeni bir aşamayı temsil etmektedir. Özellikle XVII.-XX. yüzyıllar arasında yurttaşlık bağına dayanan ulusal ordular ön plana çıkmış olmakla birlikte paralı askerlik tamamen ortadan kalkmamıştır. II. Dünya Savaşı sonrası sömürge altında yaşayan halkların bağımsızlıklarını kazanma süreçlerinde paralı askerlik yeniden yaygınlaşmaya başlamıştır. Ancak paralı askerlerin darbelere karışması, suçlularla ortaklık yapması, uyuşturucu kaçakçılığın bir parçası olmaları vb. nedenlerle kamuoyunun paralı askerlik mesleğine bakışı son derece olumsuz bir hal almıştır. Örneğin 1973 tarihli BM Genel Kurul Kararına göre, bağımsızlığını kazanmak için mücadele veren halklara karşı sömürgeci ya da ırkçı rejimlerin paralı asker kullanması cezai suç teşkil eden bir eylem olarak nitelendirilmiş ve paralı askerlik yapanların ise suçlu olarak muamele görecekleri kayda geçirilmiştir.

Paralı askerlik ne demektir? Cenevre Sözleşmesi’nin (1949) Ek 1 Numaralı Protokolü’nün 47/1 maddesinde şu ifadeler yer almaktadır:” Aşağıdaki tanımlara uyan kişiler paralı askerdir:

  • Ülke içinde ya da yurt dışında, silahlı bir çatışmada savaşmak üzere silahlı hizmete kaydedilmiş,
  • Muhasamata doğrudan katılmış olan,
  • Esasen özel kazanç arzusu ile muhasamatta yer almak istemiş olan ve aslında, çatışmanın bir Tarafınca ya da Taraf adına, işbu Tarafın, silahlı kuvvetlerindeki benzer rütbe ve görevler için muhariplere ön gördüğü veya ödediği miktarın oldukça üstünde maddi karşılık alacağı vaat edilen;
  • Ne çatışmanın taraflarından birinin vatandaşı olan ne de çatışmanın bir tarafınca kontrol edilen topraklar üzerinde ikamet eden,
  • Çatışmanın Taraflarından birinin silahlı kuvvetlerine mensup olmayan; ve
  • Çatışmanın Taraflarından olmayan bir Devlet tarafından işbu devletin silahlı kuvvetlerinin bir mensubu olarak resmi görevle gönderilmemiş olanlar…”

Paralı askerlik ile ÖAŞ arasındaki farklar nelerdir? Ek 1 Numaralı Protokol’deki paralı asker tanımından da anlaşılacağı üzerine aslında ÖAŞ ile paralı askerlik arasında birçok benzerlik bulunmaktadır. Ancak son yıllarda özellikle hukuki yönden yapılan yorumlar, paralı askerlik ile ÖAŞ’lerin farkları üzerine odaklanmıştır. Paralı askerlik ile özel askeri şirketlerin hizmetlerinin niteliği farklıdır: Şöyle ki, paralı askerler yabancı bir orduda ücreti karşılığında hizmet sunarken, şirketler sözleşme karşılığında hizmetlerini kiralamaktadırlar. Paralı askerlerden farklı olarak, ÖAŞ, belli bir “mevzuat çerçevesinde” hareket eder; müşterilerine “sözleşme yoluyla” bağlanır ve uluslararası ticaretin bir gereği olarak birbirleriyle “rekabet ederler.” Birçok durumda, kayıtlı olmayı gerektiren yasalar ve yabancı sözleşmeler için alınacak lisanslar yoluyla kendi devletlerine” ismen bir bağlılıkları vardır. Elbette ÖAŞ’nin lisans alması, belirsiz bile olsa bir mevzuata tabi olması ya da denetlenmesi, faaliyetlerinin son derece şeffaf olduğu anlamına da gelmemektedir. 

3. Dünyada Özel Askeri Şirketler, Hizmet Alanları ve Devletlerce Kullanılma Sebepleri

Amerikalıların kullandığı Blackwater, Kellog Brown & Root (KBR), DynCorp gibi çeşitli firmalar ya da Rusların Wagner’i önemli ÖAŞ örnekleri olarak belirmektedir.  Yukarıda dile getirilerine ÖAŞ’lern yanı sıra Vinnell, Armor Holdings, Levdan, DynCorp, TSI ve MPRI gibi şirketler, diğer örnekler olarak gösterilir. Bu tip şirketler, genellikle çatışmalarda yer almamakta, başka bir deyişle “vurucu ve taktik operasyonel birlikler” sağlamamakta, yapılacak faaliyetler/operasyonlar için planlama’ya/uygulama’ya yönelik (Çatışma Bölgelerinde Savaşma ve Savunma ve Taktik Saldırı Operasyonları dışındaki) aşağıda belirtilen hizmetleri yerine getirmektedirler. Türkiye Cumhuriyeti’nde ise bunun güncel olan örnekleri: Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş (SADAT) veya Akademi Sancak önemli Türkiye merkezli özel askeri şirketler olarak öne çıkmaktadır. 

ÖAŞ’lerin hizmet verdikleri ana alanlar şu şekilde sıralanabilir:

-  Lojistik Destek,  

- Taktik Saldırı Operasyonları, 

- Stratejik Planlama, 

- Gizli İstihbarat Edinme ve Analiz Etme, 

- Operasyonel Destek, 

- Çatışma Bölgelerinde Savaşma ve Savunma, 

Özel Askeri Şirketler: Rusya siyasetinde WAGNER

Fotoğraf-1:Wagner Grubu’nda çalışan paralı askerler.

Kaynak: Yeniçağ, “Özel Askeri Şirketler: Rusya Siyasetinde Wagner”, 2020, https://yenicag.info/ozel-askeri-sirketler-rusya-siyasetinde-wagner/ (Erişim Tarihi: 29/11/2022).

Ülkeler aşağıda sıralanan sebepler yüzünden ÖAŞ’leri kullanmaktadırlar:

- Kendi silahlı kuvvetlerine yönelik altyapı yatırımlarını arttırmak zorunda kalmayacakları için finansal maliyetleri daha azdır.      

- Özellikle küçük devletler savunma harcamalarına fazla bütçe payı ayırmak istemezler.

- ÖAŞ’leri kullanmak daha az siyasi sorumluluk getirmektedir.

- Ülkeler örtülü operasyonlarında/faaliyetlerinde ÖAŞ kullanıp siyasi maliyeti üstlenmemek ve riski bu tür yapılara aktarmak için ÖAŞ kullanılmaktadır. 

Ayrıca kamu politikası kapsamında değerlendirilecek olursa, yukarıda sıralanan teknik nedenler ve gerçekler dışında özellikle gelişmiş ülkeler veya büyük devletlerce ÖAŞ'lerin çok özel nedenlerle kullanıldığı artık sır olmaktan çıkmıştır. Bu nedenlerin bazıları şöyledir: Kirli işlerini yürütmek, savaş hukukunun ulusal orduları kısıtlayan kurallarından kaçınmak, asker ölümleri nedeniyle oluşabilecek muhtemel kamuoyu baskısını azaltmak ve başka devletlerin topraklarında gerçekleştirilen gizli operasyonlar nedeniyle suçlanmamak. Sıralanan tüm bu nedenler, gelişmiş ülkeler için ÖAŞ’lerin askeri, siyasi ve stratejik önemini ortaya koymaktadır.

4. Özel Askeri Şirketlerin Türleri ve Farklı Sınıflandırmaları

 Özel askeri şirketler (ÖAŞ’ler) savaşın çeşitli fonksiyonlarını yerine getirmeyi taahhüt eden şirketlerdir. ÖAŞ’ler şu şekilde sınıflandırılabilir:

4.1. Askeri Hizmet Tedarikçisi Şirketler

Askeri hizmet tedarikçisi şirketler, ÖAŞ denilince akla ilk gelen grubu temsil eder. Küçük bir silahlı kuvvet gibi, muharip birliklerin içerdiği bütün bileşenleri (silahlı helikopterler, top, havan gibi ağır silahlar, hafif tanklar, savaş uçakları, vb.) birlik paketleri şeklinde sunarlar. Bu birlik paketleri yukarda bahsedilen ‘İsviçreli paralı askerler’ gibi muharip unsurların birçok bileşenini yedekleyebilir veya yerini alabilirler. Bu tip ÖAŞ’lerin temel yeteneği savaşmaktır. Bu tip ÖAŞ’ler daha çok devlet yetkililerinin önemli bölgelerde korunması, stratejik tesislerin savunulması, karşı hareket gibi yüksek düzeyde savaş yeteneği gerektiren operasyonlar için kullanılmaktadır. Halliburton, Executive Outcomes, Shield Security, Alpha Five Titan, DynCorp, Special Project, Eriyns gibi askeri şirketler içerisinde bulunan, 89’da kurulup en bilinenler arasına yerleşen “Executive Outcomes” firması günümüzde ilk tam donanımlı “özel ordusu” olan firma olarak bilinmektedir. ÖAŞ’ler ABD tarafından Kolombiya, Afganistan ve Irak’ta, İngiltere tarafından Afganistan ve Irak’ta, Rusya tarafından ise Suriye ve Libya’da kullanılmıştır. Askeri hizmet tedarikçisi şirketlerin en yoğun kullanıldığı savaş ise Irak Savaşı olmuştur. İlginç olan nokta Irak Savaşı'nda ve devamında bölgede bulunan Koalisyon Kuvvetlerini oluşturan ülkelerin sıralamasında en fazla katkıyı Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra askeri şirketler yapmıştır. Suriye’deki çatışmalara dair net veriler temin edilememekle birlikte Wagner’in söz konusu bölgede oldukça etkili olduğu bilinmektedir.

4.2. Askeri Danışmanlık Şirketleri

Sınıflandırmanın ikinci kısmını oluşturan danışmanlık şirketlerinin esas özelliği bir öğreti (doktrin) geliştirmektir. Özel askeri sektör sınıflandırmasının ikinci grubunda bulunan askeri danışmanlık şirketlerinin temel yeteneğini doktrin geliştirme, silahlı kuvvetlerin ve savunma bakanlıklarının yeniden yapılandırılması, harp oyunları, silah sistemleri eğitimi, taktik seviyeye kadar her türlü birlik eğitimi, danışmanlık, planlama ve lider eğitimi gibi harekat alanının gerisini ve harekat öncesi hazırlıkları oluşturmaktadır. Mevcudiyetleri savaşın stratejik ve taktik gidişini yeniden şekillendirebildiği halde, muharebe sahasının tüm risklerini müşteri devlet üstlenmek zorundadır ve bu şirketleri birinci gruptakilerden ayıran en önemli fark budur. Military Professional Resources Incorporated (MPRI), en bilinen askeri danışmanlık şirketlerinden biridir. MPRI’nın faaliyetleri, Sırbistan ve Hırvatistan arasında devam eden çatışmaların seyrini değiştirmiştir. Şirketin yetiştirdiği Hırvat Kuvvetleri, Fırtına Operasyonunda Sırplara karşı büyük bir başarı kazanmıştır. Suudi Arabistan, Kuveyt, Sri Lanka, Nijerya, Gine, Kolombiya MPRI'nın ihale aldığı diğer ülkeler arasında yer almaktadır. Aslında, MPRI Amerikan tarzı savaşı yabancı devletlere ihraç ederek Amerikan ordusunun gidemediği yerlere gitmekte ve böylece Amerikan dış politikasının taşeronluğunu yapmaktadır.

 4.3. Askeri Lojistik Şirketleri

Lojistik destek, istihbarat, teknik destek ve taşımacılık gibi konularda hizmet veren şirketler üçüncü grubu oluşturmaktadırlar. Lojistik şirketlerinin esas özelliği lojistik hizmet sağlayıcısı olup, işverenlerinin sahadaki güçlerini kumanda etmek, bunun yanı sıra savaş/çatışma alanına yiyecek sağlama, çamaşır yıkama, inşaat yapma gibi hizmetleri de sağlamaktadırlar. Askeri lojistik şirketleri tarafından üstlenilen hizmetler, geleneksel silahlı kuvvetlerin muharip birlikleri/muharebe destek birlikleri tarafından üstlenilen hizmetlerdir. Askeri lojistik şirketleri arasından en meşhur olan firma ise özellikle Irak’ta yaptığı hizmetlerle ismini duyuran Kellogg Brown & Root (KBR)’tur. Askeri destek firmaları asker sevkiyatından önce harekât yapılacak olan bölgeye vararak birlikleri karşılaması ve en son asker bölgeden ayrılıncaya kadar destek sağlamaya devam etmeleri ile tanınır.

5. Özel Askeri Şirketler ile Ulusal Orduların Değerler Sistemi Farkları: Kar ve Menfaat Mi Yoksa Savaş Ahlakı ve Ulusal Onur Mu? 

Doğası gereği son derece güç şartlar altında yürütülen askerlik, bir meslek olarak, ahlak ve etik değerler üzerine kuruludur.  Askerliğin sahip olduğu değeler sistemi ve ahlaki unsurlar genel itibariyle milletin de kabul ettiği bazı kutsal kavramlar üzerinden şekillenmiştir. Milletin huzur ve güvenliği, düzeni koruma ve sürdürme, ulus, vatan, şehitlik ve gazilik gibi değerlerin getirdiği moral ve isteklendirme silahlı kuvvetler personeli için oldukça mühimdir. Fakat ÖAŞ’lerle ilgili en yaygın iddialar arasında herhangi bir görevi üstlendikleri zaman onlar için bunu yapmanın tek bir motivasyonu olarak para kazanma arzusunun gösterilmesi bulunmaktadır. ÖAŞ’lerin hizmetlerini öncelikle politik nedenlerle değil, kâr amacıyla sunduğu iddia edilse de kurulmasına ön ayak olan ya da kurucularının tabi olduğu devletlerden bağımsız politikalara sahip olduklarına dair bir örnek yoktur. ÖAŞ’lerin silahlı kuvvetlerde olduğu gibi katı bir değerler sistemine bağlı olduğunu söylemek güçtür. Mesela İngiltere’deki özel istihbarat şirketlerinin mottosu şudur: “İstediğiniz her bilgiyi sağlarız.” Bu istihbarat şirketlerinin yıllık gelirinin sadece İngiltere’de 19 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bu durum yine de ÖAŞ’lerin menşe ülkelerinin amaçlarının dışında kullanılan yapılar olduğu anlamına gelmemektedir.

Maddi kazanç elde edebilmek için ÖAŞ’lerin yapılabileceklerinin herhangi bir sınırı bulunmamaktadır. Çünkü askerlerin ve uluslararası silahlı çatışma hukukunun en temel prensibi şudur, eğer sen bir kişiyi tutsak alabiliyorsan yaralama, eğer yaralayabiliyorsan öldürme.” Öldürmek son çaredir. Çünkü asıl amaç öldürmek değil, düşman olarak tanımlanmış unsurun etkisiz hale getirilmesidir. Nihai amacı siyasidir.  Bunun için askerler en son çare olarak öldürme eylemini yaparlar. Fakat ÖAŞ’lerde orduların sahip olduğu değerler sisteminin hiçbiri yoktur. Onların değerler sisteminin temeli maddi kazanç elde etmek üzerine kuruludur. Mesela Blackwater Şirketi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Blackwater çalışanları, Irak’ta 2007 yılında 17 sivilin öldürülmesinden sorumlu tutulmuş ve cezalandırılmışlardır. Üstelik ÖAŞ’ler söz konusu olduğunda söz konusu şirketlere ait personelin savaşlara katıldıkça deneyimleri artmakta, deneyimleri arttığı zaman ise marka değeri pekiştiği için daha fazla hizmet sözleşmesi çok daha yüksek meblağlara imzalanabilmektedir. Bu nedenle ÖAŞ’lerin herhangi bir muharebe alanında başarılı olabilmek adına, kural tanımadıkları ve sivilleri bile katlettikleri bilinmeyen durumlar değildir. 

Temel unsurun maddi kazanç elde etmek olduğu sistemde en temel sıkıntılardan biri barışın yerleşmesinin zorlaşmasıdır. Düzenli orduların ise ilk amacı barışı tesis etmek, kendi vatanlarının sınırlarını her türlü dış tehditten korumak ve çatışmalara sadece gerektiği zamanlarda müdahil olmaktır. Düzenli orduların tamamı, savaş hukuku çerçevesinde hareket etmek ve savaş durumunda dahi çekirdek haklar denilen temel haklar ve özgürlüklere riayet etmek durumundadır. Ulusal orduların aksi şekilde hareket etmeye başlaması ise devletlerin uluslararası hukuktan ve savaş hukukundan doğan yükümlülükleri çiğnemesi anlamına gelmektedir ve yaptırımları son derece ağırdır. Aksi halde ise çok büyük kalıcı düşmanlıklar meydana gelir ve barış sürdürülemez. O zaman dünya ütopik bir şekilde barışa ulaşamayan, distopik bir şekilde sürekli çatışma halinde bir noktaya gidebilir. Ancak yeri gelince bir ülke kendi prestijini kurtarabilmek için ÖAŞ’lerin her türlü eylemine göz yumabilmektedir. Özellikle Suriye ve Ukrayna örnekleri söz konusu olduğunda Rusya’nın Wagner Grubu’nun her türlü faaliyetine gözlerini yumması bu durumdan kaynaklanmaktadır.

Muharebe sahasının topçu, hava savunma ve tanksavarlar gibi nitelikli silahların üretiminin devlet tekelinde olduğu düşünülürse, ÖAŞ’lerin devlet politikasından bağımsız olduğu düşünülemez. Bu noktada ÖAŞ’ler ile ilgili söylenmesi gereken husus, ÖAŞ’ler her ne kadar kâr peşinde koşan şirketler olsa da menşe ülkelerinden bağımsız olmaları, söz konusu durum para kazanmak dahi olsa, mümkün değildir. Klasik orduların yürüttüğü faaliyetler ile ÖAŞ’ler tarafından üstlenilen hizmetler günümüzde birbirini tamamlayan niteliktedir. Bu nedenle, ÖAŞ’leri tamamen kendi kârını maksimize etmek isteyen kuruluşlarmış gibi düşünmek yerine ulusal çıkarlara hizmet eden ve maddi geliri de önemseyen kuruluşlar olarak düşünmek daha sağlıklı olacaktır. 

ozel askeri sirketler

Fotoğraf-2: Sahada görev alan ÖAŞ personeli.

Kaynak: https://bublogta.com/ozel-askeri-sirketler/ (Erişim Tarihi: 23/11/2022).

6. Uluslararası Hukuk ve Özel Askeri Şirketler: Korkutucu Boşluk

Özel askeri şirketin (ÖAŞ’nin) çatışma alanlarındaki “savaş suçları” ve “silahlı çatışma hukukuna aykırı hareketlerinin” nasıl cezalandırılması konusunda “uluslararası hukukta çok büyük açık” bulunmaktadır.  Öncelikle ÖAŞ’lerin faaliyetlerini doğrudan savaş hukukun bir parçası sayan herhangi bir düzenleme bulunmadığı bilinmektedir. Kamuoyundaki tartışmaların başlangıç noktası, ÖAŞ’lerin paralı askerlik ile aynı kulvarda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği meselesidir. Çünkü hem 1989 tarihli BM Paralı Askerlerin Kullanımı, Finanse Edilmesi ve Kullanılmasının Yasaklanmasına Dair Sözleşme hem de 1949 Cenevre Sözleşmesi Ek Protokol 1 bağlamında paralı askerlik hem yasaklı bir fiil olarak hem de silahlı çatışmalarda savaşçı statüsünde olmayanlar arasında sıralanmıştır. Bu bağlamda şirketlerin ticari kişilikleri her ne kadar kendilerine meşruiyet kazandırsa da şirket personelinin icra ettiği faaliyetler tipik bir iş sözleşmesinin konusunu oluşturmamaktadır.

ÖAŞ’lerin faaliyetlerinin ve hizmet sunumunun uluslararası hukuktaki yerine dair iki görüş bulunmaktadır: Birinci görüşe göre, ÖAŞ’lere paralı askerlerin tabi olduğu silahlı çatışma hukuku uygulanmalıdır. İkinci görüş ise, özellikle ÖAŞ’lerden istifade eden devletler tarafından öne sürülmektedir, ÖAŞ’lerin farklı bir şekilde kurumsallaşmalarından dolayı paralı askerlerle aynı kurallara tabi olması mümkün değildir. Çünkü bu yapılar, kendi operasyonlarını devam ettirirken, genel itibariyle, hiçbir kuralı veya antlaşmayı kendilerini bağlayan düzenlemeler olarak değerlendirmemektedirler. Bu konuda daha isabetli bir yorum yapabilmek için öncelikle silahlı çatışma hukukun temel metinlerini incelemek ve söz konusu metinlerin ÖAŞ’lere uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek gerekmektedir. Ancak genel eğilim, uluslararası antlaşmalarla yapılan düzenlemelerin daha çok paralı askerleri hedef aldığını öne sürmek ve ÖAŞ’lerin faaliyetlerini söz konusu antlaşmaların dışında bırakmak yönünde olmuştur. Üstelik bu eğilim, birbirinden çok daha farklı politikalara ve ulusal hedeflere sahip ülkeler tarafından, rakip bile olsalar, paylaşılmaktadır.

Silahlı çatışma hukuku ile ilgili iki tür düzenleme bulunmaktadır. Lahey Anlaşmaları ve Cenevre Sözleşmeleri, silahlı çatışma hukukunu düzenleyen en önemli uluslararası metinlerdir. Uluslararası insancıl hukuk diye de adlandırılan silahlı çatışma hukuku tarihte ilk kez Cenevre Sözleşmeleri’nde ele alınmıştır. Cenevre Sözleşmeleri 1920’lerde ve 1949’ların sonunda kaleme alınmış bazı metinlerden oluşmaktadır. Ek protokoller 1977 yılında eklenmiş ve ondan sonra yeni düzenlemeler yapılmamıştır. Bu yeni düzenlemelerin yapılmadığı dönemde de “özellikle ÖAŞ’lerin kullanılması” gibi durumlar oldukça yaygınlaşmıştır. Ancak ÖAŞ’lerin doğrudan ele alındığı herhangi bir uluslararası antlaşma bulunmamaktadır. Keza Cenevre Sözleşmeleri ve Lahey Antlaşmaları ile daha çok paralı askerlik ve muvazzaflık durumları düzenlenmektedir. ABD gibi ülkelerde ise ÖAŞ’lerin tabi olduğu kanunlar bulunmaktadır. O yüzden ÖAŞ’lerin uluslararası hukuktan ziyade iç mevzuattaki bazı düzenlemelere tabi olduğu söylenebilir. Ancak ÖAŞ’lere yönelik düzenleme yapan ülke sayısı oldukça azdır.

İnsani kalkınma adına önemi büyük olan “kişisel güvenliğin” ve “kamusal düzenin sağlanması” için “güvenlik güçlerinin demokratik bir şekilde kontrol altına alınmasının” şart olduğu düşüncesi oldukça yaygındır. Ancak ÖAŞ için ise durum tamamen farklıdır. Zabcı’ya göre (2018), herhangi bir demokratik kontrolden tamamen uzak olan ÖAŞ için, başta BM olmak üzere gerek uluslararası kuruluşlar gerekse Batılı hükümetler düzenleme yapmaya istekli değillerdir. Bu isteksizliğe, “devletlerin”, ve “devlet dışı kuruluşların” ÖAŞ’leri olabildiğince fazla kullanma istekliliği eşlik etmektedir. Özel askeri firmalarla iş verenleri olan devletler tarafından bir görevi yerine getirebilmek amacıyla sözleşme yapılması; cezai yaptırım veya uluslararası sorumluluğu taraf olan devlete yüklenmesine sebep olmaktadır. Ancak BM’nin özellikle son yıllarda bu konuda daha aktif bir tutuma sahip olduğu söylenebilir. BM Güvenlik Konseyi Paralı Askerler Çalışma Grubu, ÖAŞ’lerin uluslararası alandaki faaliyetlerinin düzenlenmesi amacıyla devletlerin ulusal yasalarını oluşturmasına yol gösterecek bir örnek taslak hazırlama gayretindedir. BM, ulusal yasal düzenlemelerin yapılmadan ÖAŞ’nin faaliyetlerinin kontrol altında tutulmasının mümkün olmadığını düşünmektedir. Türkiye gibi ülkelerde ÖAŞ’ler iyice yaygınlaşmadan belki de BM’nin tavsiyeleri doğrultusunda adım atılması daha doğru olacaktır.

https://setav.org/assets/uploads/2020/02/R154_KapakGorsel-1132x600.jpg

Fotoğraf-3: Bazı ÖAŞ’lere ait amblemler.

Kaynak: https://www.setav.org/rapor-ozel-askeri-sirketlerin-kuresel-yayilimi-ve-gelecegi/ (Erişim Tarihi: 23/11/2022).

7.  Özel Askeri Şirketlerin Geleceği: Önemli Sorunlar ve Meşruiyet Tartışması 

Aslında, yirmi birinci yüzyılın başında patlak veren bu endüstrinin, yakın bir gelecekte daha da önem kazanacağı sık sık vurgulanmaktadır.  Çünkü, özel askeri şirketler (ÖAŞ’ler), bir anlamda gelişen global güvenlik ortamının ayırt edici temsilcisi” olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca devletler, ÖAŞ'lere özellikle kirli işlerini yürütmek, savaş hukukundan kaçınabilmek, asker ölümleri nedeniyle oluşması muhtemel kamuoyu baskısından kurtulmak ya da çeşitli gizli operasyonlar çerçevesinde suçlanmamak ve sorumluluk almamak gibi nedenlerle de başvurmaktadırlar. Gelecekte “demokratik yönetim ve yönetişim” içine güvenlikle ilgili sorunların oturtulması ve güvenliğin gerek “ulusal” gerekse uluslararası siyasette hesap verebilirlik”, “hukuk devleti ya da uluslararası hukuka uygunluk” gibi kıstaslarla değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Ülkeler içerisindeki bazı siyasi değişimler ve dönüşümler, ülkelerin geleneksel silahlı kuvvetlerine bakışında da çeşitli algısal değişikliklere yol açmıştır. Bunlardan özellikle iki tanesinin, diğer pek çok gizli ve özel sebebin yanında, ÖAŞ’lerin kurulup gelişmesine katkı sunduğu söylenebilir: Birincisi, gelişmekte olan ülkelerin bir kısmında, ulusal orduların yönetimi ele geçirmesi “otoriter yönetimlere” yol açmakta ve bu durum kişisel güvenliği ortadan kaldırmaktadır. Elbette özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde, yukarıda dile getirilen tehlike ise ulusal ordulara duyulan güveni azaltmakta olup savunma ve güvenlik hizmetlerinin temin edilmesinde alternatif yöntemleri öne çıkarmaktadır. ÖAŞ’lerden hizmet alımına giden gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler özellikle bu arayışın neticesinde ÖAŞ’lere yönelmektedir. İkincisi, özellikle savaş sonrası dönemlerde ülkeler/toplumlar silahlı güçlerin kontrol altında tutulmasında zorlanmaktadır. Büyük bir ulusal ordunun beslenmesi, teçhizatı, modernizasyonu vs. için yapılması gereken bütçe gelişmekte olan ülkeler veya başarısız devletler için büyük bir yük haline gelmiştir.   Bu ülkelerde, insani kalkınma, kişisel güvenliğin sağlanması ve kamusal düzenin korunması için güvenlik güçlerinin demokratik bir kontrol altına alınmasının şart olduğu düşünülmektedir. ÖAŞ’ler aynı zamanda gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde ulusal orduların kontrol altına alınabilmesi için de tercih edilen bir araç olarak gösterilmektedir.

Gelişmiş olarak sınıflandırılan ABD, Rusya ve İngiltere gibi ülkelerin ÖAŞ’leri kullanma sebepler biraz daha farklıdır. Siyasi maliyetin azaltılması ve politik sorumluluktan kurtulmak, özellikle gelişmiş ülkelerin ÖAŞ’lere yönelmesinin ardında yatan en önemli sebeptir. Elbette savunma harcamalarının azaltılması ve bütçe üzerindeki yükün azaltılması da gerekçeler arasında yer almaktadır. Ancak son zamanlarda vekalet savaşlarının özellikle ÖAŞ’ler üzerinden yürütülmesi göstermektedir ki bu ülkelerin öncelikleri, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin önceliklerinden farklıdır. ÖAŞ’nin faaliyetlerinin hem bağlı olduğu devlet hem şirket hem de faaliyet gösterilen başarısız ya da çökmüş devletin çıkarlarının gözetilerek gerçekleştirilmesi de mümkündür. Lakin, ÖAŞ’ler, özellikle son zamanlarda, emperyalizmin yeni araçları olarak değerlendirilmektedir. ÖAŞ’lerin ABD adına Irak ve Afganistan’daki faaliyetlerinin yanı sıra Rusya namına Wagner’in Suriye’de yürüttüğü operasyonlar bu görüşü perçinlemiştir. 

Kuvvet kullanımı tekelinin “devlet elinde olması” devleti uluslararası alanda etkin özne hâline getirse de “ÖAŞ’nin varlığının artmasıyla” bu anlayışın değiştiğine dair yaklaşımlar mevcut olup “ÖAŞ’nin geleceği ne olacak?” sorusu akıllara gelmektedir. Neoliberal politikaların uygulandığı bir dünyada devlet aygıtının organize olması açısından devlet dışı aktörlere karşı avantajının azaldığı bir dönemde” yaşamaktayız. Devlet tarafından yüzyıllardır yürütülen birçok fonksiyon şimdi özel şirketler tarafından yapılmakta ve devletin organize olma becerisinden kaynaklanan avantajı gittikçe azalmaktadır. Bu nedenle, söz konusu eğilimin devam etmesi durumunda ÖAŞ’lerin daha da yaygınlaşacağı söylenebilir. Ayrıca, teknolojinin ilerlemesi ile beraber (insansız hava araçları / uydu teknolojisi / bilişim-haberleşme vb.) savunma teknolojilerinin şirketler tarafından üretilmeye başlanması ÖAŞ’lerin azalmasına yönelik herhangi bir umut beslenmemesi gerektiğini de göstermektedir. Ancak ÖAŞ’ler yaygınlaşsa bile henüz ulusal orduların yerini alabilecek bir noktaya geldiklerini ya da gelebileceklerini iddia etmek doğru olmaz.

ÖAŞ’ler, gelecekte “uluslararası güvenlik” sorunun önemli bir parçasını oluşturacaktır. Bu şirketler, haklarında hâlâ kesin veriler bulunmayan “sır dolu bir endüstrinin” ve “gizli ilişkilerin düğümlendiği siyasi ve ticari ağların içinde” varlık bulmaktadırlar. Paralı askerlik ve bu anlamda savaşlarda ya da çatışmalarda “özel güçlerin kullanımı” yeni bir olgu değildir. ÖAŞ’ler, paralı asker ticaretinin, “evrim geçirmiş, globalleşmiş ve şirketleşmiş” modelini temsil etmektedirler. Üstelik paralı askerlik mefhumu çerçevesinde bazı uluslararası antlaşmalar ve düzenlemeler yapılmış olmakla birlikte uluslararası hukukta, ÖAŞ’ler ile ilgili herhangi bir düzenlemeye rastlanmamaktadır. Başka bir deyişle tam bir “hukuki boşluk” söz konusudur. Bu durum, aynı zamanda ÖAŞ’leri kullanan devletlerin de işine gelmektedir. Bu nedenle, en azından vekalet savaşlarının devam ettiği günümüz dünyasında, ÖAŞ’lerle ilgili uluslararası bir düzenlemenin yapılması ihtimali zayıftır. Elbette bu durum, özellikle ABD, Rusya ve Çin gibi küresel çıkarlarını korumak isteyen ülkelerin ellerini de rahatlatmaktadır.

ÖAŞ genellikle zayıflamış ve çökmüş devletler”de, yani yasal ve kurumsal bir çerçevenin ortadan kalkmış olduğu ya da yok denecek kadar zayıf olduğu ülkelerde etkinlik göstermektedirler. Zaten dikkat edilirse ABD’nin Afganistan ve Irak’a yönelik müdahaleleri, Rusya’nın Suriye ve Libya’daki girişimlerinin bu minvalde değerlendirilmesi daha sağlıklı olacaktır. Geleneksel devlet yapısının çökmüş olduğu; ancak, çokuluslu şirketlerin ya da güçlü devletlerin ilgisini çekecek denli enerji kaynaklarına ya da madenlere sahip olan ülkelerde sık sık karşımıza çıkmaları, ÖAŞ’nin yeni sömürgeciliğin” bir parçası olduğu düşüncesini doğurmaktadır. ÖAŞ, devlet, kamu yönetimi, savunma hizmetleri gibi kavramların değiştiği bir süreçte hayatımıza girmiş yeni bir olgudur. 

Sonuç

Sonuç itibariyle özel askeri şirketlerin (ÖAŞ’lerin) güçlü devletler tarafından özellikle “ulusal” çıkarları doğrultusunda kullanıldığını bize gösteren çok açık kanıtlar bulunmaktadır. Bu açıdan, “sömürgeciliğin yeni bir yüzü” olarak askeri şirketleri değerlendirecek çalışmaların daha detaylı yapılması elzemdir.  ÖAŞ’ler ile ilgili uluslararası düzenlemelerin yapılmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir. Ancak tecrübeler şunu göstermiştir ki insanlık bu tür küresel girişimleri çok büyük belalarla karşılaştıktan sonra yapmaktadır. Maalesef öyle bir belayla karşılaşana kadar muhtemelen ÖAŞ’lerin sayısı artmaya devam edecektir.” ÖAŞ’lerin yaygınlaşması, aynı zamanda ulusal orduların ve doğal olarak ulus devletlerin tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldığına dair bir kanıt olarak gösterilmektedir. Ancak böyle bir yargıya varmak için henüz erkendir. Birçok temel operasyonun ancak ulusal ordular tarafından yürütüldüğü günümüz dünyasında, ulusal orduların ve ÖAŞ’lerin birbirini tamamladığını söylemek daha doğrudur. Ancak ÖAŞ’ler ile ilgili yapılabilecek son değerlendirme şudur ki ÖAŞ’ler yakın gelecekte de önemlerini muhafaza etmeyi sürdüreceklerdir. 

Bu yazı dizisinin ikinci bölümünde ÖAŞ’lere ilişkin daha detaylı bir inceleme Kamu Politikası, Devlet Yönetimi ve Toplumsal Gelişim Merkezi (KAPDEM) okurlarını beklemektedir. İkinci bölümde, ilk olarak ÖAŞ’lerin tarih sahnesine nasıl çıktıklarına dair kısa bir değerlendirme yapılacaktır. İkinci bölümde esas olarak ABD, Rusya, İngiltere ve Çin gibi ülkelerin neden ÖAŞ’lere başvurduğuna odaklanılacaktır. Ayrıca bu ülkelerde ÖAŞ’lere yönelik hukuki düzenlemeler de ele alınacaktır. 

Kurumsal Not: KAPDEM'de yayınlanan yazı ve çalışmalar KAPDEM'in kurumsal görüşünü yansıtmaz, tüm yasal sorumluluk yazarlara aittir. 

Kaynakça 


Ahmet Hamdi Topal, Uluslararası Hukuk Açısından Özel Askerî Şirketler Ve Şirket Çalışanlarının Statüsü, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2011, C. 60, S. 4, ss. 963-1021.

Ali Coşar, “Neden SADAT?”, Özel Askeri Şirketler Sempozyumu, 2018, Üsküdar Üniversitesi Yayınları, 2018, ss. 27-39.

Alper Ekmekçioğlu, “Savunma Politikaları Kapsamında Özel Askeri Şirketlerin İncelenmesi”, Devletin Doğasının Gelişimi: Güvenliğin Sınırları, TASAM, https://tasam.org/Files/Icerik/File/%C4%B0GK2Kitap_(2)_pdf_1f0392c4-016e-4946-bd5b-30f6e45a36a2.pdf 

Baskın Oran, Türk Dış Politikası, C. I (1919-1980), 15. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009.

Burak Güneş, Orta Doğu'da Devlet Dışı Aktör Olarak Özel Askeri ve Güvenlik Şirketleri, International Journal of Social Inquiry, C. 13, S. 2, 2020, ss. 543-583.

Burak Tangör&Haldun Yalçınkaya, Güvenlik Yönetişimi Çerçevesinde Özel Askeri Şirketler, Uluslararası İlişkiler, Cilt 7, Sayı 25, 2010, ss. 127-154.

Christopher Kinsey, Corporate Soldiers and International Security: The Rise of Private Military Companies, Routledge, 2006.

Çakıl Güç, “Savaş Müteahhitleri”, Akademik Ortadoğu Dergisi, 2007, S. 4, s. 117-157.

Duhan Kalkan, “Devletin Güç Kullanma Tekeli Ve Özel Askeri Şirketler”, Bölgesel Araştırmalar Dergisi, C.6, S. 1, 2022, ss. 148-173.

Eyüp Kahveci, “Strateji, Stratejik Yönetim Ve Stratejik Yönetim Modeli”, Verimlilik Dergisi, 2008, ss.  7-30.

Filiz Çulha Zabcı, “Yeni Savaşların Gizli Yüzü: Özel Askeri Şirketler”, 2004, https://sendika.org/2004/07/yeni-savaslarin-gizli-yuzu-ozel-askeri-sirketler-filiz-culha-zabci-1536/

Filiz Çulha Zabcı, Yeni Savaşların Gizli Yüzü: Özel Askeri Şirketler, Stratejik Rapor No: 56, 2018, TASAM, https://tasam.org/Files/PDF/Raporlar/yeni_savaslarin_gizli_yuzu_ozel_askeri_sirketler_d3ad2e36-9fa4-4222-a919-a4d2177e86c3.pdf.

Haldun Yalçınkaya, “Özel Askeri Sektörün Oluşumu ve Savaşların Özelleşmesi”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, C. 61, S. 3, 20066, ss.247-277. 

İrem Yavuz, “Özel Askeri Şirketler ve Yarattıkları Tehdit Algısı”, TRTHABER, 2021, https://www.trthaber.com/haber/dunya/ozel-askeri-sirketler-ve-yarattiklari-tehdit-algisi-620633.html. 

Max Weber, Sosyoloji Yazıları, çev. Taha Parla, İstanbul, İletişim Yayınları, 2003.

Murat Tekek, Özelleşen Savaş (Ortadoğu’da Özel Güvenlik Uygulamaları),  2012, https://web.archive.org/web/20131219121134/http://www.ozelguvenlikdunyasi.com/ozellesen-savas-ortadoguda-ozel-guvenlik-uygulamalari.html. 

Niyazi Kırmızıgül, Özel Askeri Şirketlerin Meşruiyet Sorunu, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası Güvenlik Ve Terörizm Anabilim Dalı, Nevşehir, 2021.

Peter Singer, Corporate Warriors: The Rise of the Privatized Industry, Cornell University Press, 2003.

Sait Yılmaz, Kirli İşler ve Özel Askeri/İstihbarat Şirketleri, Anka Enstitüsü, 2018, http://ankaenstitusu.com/kirli-isler-ve-ozel-askeriistihbarat-sirketleri/. 

Tevfik Kadan, “Özel Askeri Şirketleri Neoliberal Düzen Yarattı”, Aydınlık, 2022, https://www.aydinlik.com.tr/haber/ozel-askeri-sirketleri-neoliberal-duzen-yaratti-317683. 

Tolga Öz& Turgut M. Çalışkanlar, “Paralı Askerlerden Özel Askerî Şirketlere Savunma Yönetimi Teknolojileri Uygulamalar”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, 2020, C. 16, S. 34, ss. 309-339.

Yasin Öztürk, “Uluslararası Hukuk Bağlamında Özel Askeri Şirketler: Afrika Örneği”, International Journal of Disciplines Economics & Administrative Sciences Studies, 2021, C. 7, S. 28, ss. 286-300.

Yunus Beyhan, Özel Askeri Şirket Faaliyetlerinin Küresel Etkileri Ve Uluslararası Hukuktaki Yerlerinin İncelenmesi, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi,  MEF Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, İstanbul, 2020.

https://www.trthaber.com/haber/dunya/blackwaterin-gecmisi-karanlik-islerle-dolu-604340.html

Paylaş ve İndir

KAPDEM

Yayınlarımız, etkinliklerimiz ve duyurularımızdan haberdar olmak için abone olun

Yazarın En Son Yazıları

Türkiye’de Özel Askeri Şirketlerin Gelişimi ve SADAT Tartışması: Bölüm 3

Türkiye’de Özel Askeri Şirketlerin Gelişimi ve SADAT Tartışması: Bölüm 3

Özel askeri şirketler (ÖAŞ), son zamanlarda savunmanın bir kamusal hizmet olarak temin edilmesinde ulusal orduların yanı sıra bir alternatif olarak gelişmeye başlamıştır. Türkiye’de de son yıllarda yeni ÖAŞ’lerin ortaya çıktığı görülmektedir. ÖAŞ’lere dair yazı serisinin üçüncü bölümünde, Türkiye’de şekillenmeye başlayan güvenlik hizmetlerinin ÖAŞ’ler tarafından üstlenilmesi süreci ele alınacaktır. Bu bölümde, Türkiye’de ÖAŞ’lerin ortaya çıkışı ve gelişimi üzerinde durulmuş, ayrıca özel olarak öne çıkan Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (SADAT) ve Akademi Sancak gibi ÖAŞ’lere dair inceleme yapılmıştır. Son dönemde tartışmaların odağında olan SADAT ise özel olarak analiz edilmiş ve SADAT çerçevesinde şekillenen siyasi tartışmaların teferruatına yer verilmiştir. Yazının son bölümünde ise Türkiye'de devletin ÖAŞ'lerie dair belirli bir yasal ve hukuki çerçeve şekillendirmek isterse nasıl bir kamu politikası izlemesi gerektiğine dair çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Giriş Türkiye’de özel askeri şirketler (ÖAŞ’ler) uzun zamandır akademik literatürde tartışılan bir konudur. Son yıllarda ise özellikle SADAT üzerinde yoğunlaşan eleştiriler ve tartışmalar, ÖAŞ’leri Türk kamuoyunun da gündemine taşımıştır. Yazı dizisinin birinci bölümünde ÖAŞ’lerin nasıl ortaya çıktığını, neden yaygınlaştığı, ÖAŞ’lerin uluslararası hukuktaki yeri ve ÖAŞ’lere dair bazı temel unsurlardan bahsedilmiştir. Yazı serisinin ikinci bölümünde ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya, Çin ve İngiltere gibi ülkelerde ÖAŞ’lere yönelik temel düzenlemeler ile bu ülkelerin ÖAŞ’lerden nasıl istifade ettiğine odaklanılmıştır. Bu yazıda ÖAŞ’lerin Türkiye’deki gelişimi, Türkiye menşeli ÖAŞ’ler ve SADAT ile ilgili iddialar değerlendirilmiştir. Ayrıca Türkiye menşeli ÖAŞ’lere ile ilgili hangi yasal ve idari düzenlemelerin yapılması gerektiğine dair bazı önerilere yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK’nın) Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını karşılayan asli unsur olarak varlığını koruması gerektiği ifade edilmiştir. 1. Türkiye’de Savunma Hizmetleri ve Özel Askeri Şirketlerin Gelişimi Türkiye’de güvenlik hizmetlerinin farklılaştırılması ve ordunun profesyonelleştirilmesi uzun zamandır tartışılan meseleler arasında yer almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK’da) sözleşmeli erliğin yaygınlaşması, uzman çavuşluğun uygulanmaya başlanması, bedelli askerliğin sürekli bir uygulama haline gelmesi vb. gelişmeler uzun zamandır TSK’nın daha profesyonel bir yapıya dönüştürülmesine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca kamu hizmetlerinin önemli bir kısmının özel sektöre devredilmesi kapsamında son zamanlarda gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında hizmet vermeye başlayan güvenlik şirketlerinin Türkiye’de de ortaya çıktığı görülmektedir. Türkiye’de Türk firmaları arasında özellikle Amerikan özel askeri şirketlerinin (ÖAŞ’lerin) II. Irak Savaşı esnasındaki taşeronluğunu üstlenmek isteyen bazı firmalar bulunmuştur. Irak’ta açılan bir güvenlik ihalesine Alarko Firması ile Etken Güvenlik ortaklığı teklif vermiş ancak ihaleyi İngilizler almıştır. Irak ve Afganistan’da Amerikan ve İngiliz ÖAŞ’leri kamyon şoförü, tercüman, güvenlik elemanı vb. unvanlar altında Türk personel istihdam etmiştir. Afganistan’da faaliyet gösteren Yüksel İnşaat Şirketi’nin güvenliği bu bölgede kurulan ve yerel makamlara kayıtlı Yüksel Special Security Services adlı güvenlik firması tarafından sağlanmıştır. Söz konusu firma tarafından Afganistan’da başka şirketlere de güvenlik hizmeti verildiği bilinmektedir. Ancak Yüksel Special Security Services Afganistan’da kurulmuş ve personelinin çoğunluğu Afgan olan bir şirket olduğu için Türkiye’deki ÖAŞ’lere örnek olarak gösterilemez. Savunma ihtiyacına yönelik hizmet veren firmalar genelde üç kategori altında değerlendirilmektedir: lojistik destek firmaları, özel güvenlik firmaları ve özel askeri firmalar. Türkiye’deki firmalar daha çok ilk iki kategori çerçevesinde değerlendirilmelidir. Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (SADAT), özel askeri şirket kategorisine giren Türkiye menşeli ilk firmadır. SADAT, tuğgeneral iken Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK’dan) ayrılmayı tercih eden ve özellikle muhafazakâr kimliğiyle bilinen Adnan Tanrıverdi ile birlikte 22 emekli subay ve/veya astsubay tarafından 2012 yılında kurulmuş bir şirkettir. SADAT kurulduğu andan itibaren Türk kamuoyundaki çeşitli tartışmaların hedefinde yer almıştır. 2012’de SADAT’ın Suriye’deki muhalifleri eğittiği, bu eğitim için TSK’ya ait kışlaların kullanıldığı, kamplarda gayrinizami harp tekniklerinin öğretildiği vb. iddialar gündeme gelmiştir. Ağustos 2016’da SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak atanması üzerine SADAT dikkatleri daha da çok üzerine çekmiştir. Bu nedenle SADAT aşağıda özel bir bölüm açılarak daha detaylı bir şekilde incelenecektir. SADAT Türkiye menşeli tek ÖAŞ değildir. Akademi Sancak firması, Türkiye menşeli bir başka ÖAŞ’dir. Akademi Sancak 2014 yılında Ankara’da kurulan bir ÖAŞ’dir. Türkiye menşeli ikinci ÖAŞ olduğu söylenebilir. Şirketin internet sitesi incelendiğinde ASELSAN, ROKETSAN, AFAD ve HAVELSAN gibi çeşitli kamu kurumlarıyla işbirliği yaptığı görülmektedir. Bu şirketin aktörlerle sözleşme yapmadan önce Savunma Sanayi Başkanlığı’nın onayını aldığı belirtilmektedir. Ayrıca Akademi Sancak HAVELSAN, AFAD ve ROKETSAN gibi birçok kamu kuruluşuyla işbirliği yaptığını açıkça göstermiş ve birlikte birçok ortak faaliyete imza atmışlardır. Akademi Sancak, SADAT gibi sıkça gündeme gelmeyen bir şirket olmakla birlikte aslında önemli görevler üstlenmiştir. Katar Emiri’nin askeri danışmanı olarak Akademi Sancak şirketi yöneticisi Ahmet Can Çevik’in görevlendirilmesi bu görüşü doğrular niteliktedir. Şirketin irtibat kurduğu ülkeler arasında Katar, Azerbaycan, Türkmenistan, Burkina Faso, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Güney Afrika, Nijerya ve Kamerun bulunmaktadır. Türkiye menşeli ÖAŞ’lerin sayısının yakın zamanda artması, bir ihtimal dâhilindedir. Ancak Türk menşeli ÖAŞ’lerin ne kadar başarılı olabileceği ise bir soru işaretidir. Öncelikle Akademi Sancak ve SADAT gibi şirketlerin faaliyet göstermek istediği bölgeler (Orta Doğu ve Afrika’nın başarısız ülkeleri) uzun yıllar boyunca Amerikan, Rus ve İngiliz ÖAŞ’lerinin faaliyet gösterdiği yerlerdir. Bu nedenle SADAT ve Akademi Sancak, uzun yıllardır savunma hizmetlerinin sunumunda uzmanlaşmış, kuralları aşağı yukarı belirlenmiş ve rekabetçi bir piyasada mücadele etmek zorundadır. Kısacası, Türkiye menşeli ÖAŞ’lerin savunma hizmetlerini sunarken diğer ÖAŞ’lerle rekabet edebilmesi için çok ciddi bir mücadele vermeleri gerekmektedir. Türkiye menşeli ÖAŞ’lerin bu mücadeleyi tek başına sürdürmeleri mümkün değildir. ÖAŞ’lerin sağlıklı bir şekilde hizmet sunabilmesi için devletin savunma hizmetlerin sunumuna ve ÖAŞ’lerin desteklenmesi adına bazı kararlar alması gerekmektedir. 2. SADAT: Nasıl Kuruldu? İşlevleri Neler? Ve Neden Eleştirilerin Odağında? SADAT, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurulmuş bir şirkettir. Türkiye’de ÖAŞ’lerin faaliyetlerine yönelik hiçbir mevzuat bulunmamaktadır. Bu nedenle SADAT da ticaret kanunu çerçevesinde faaliyetlerine devam etmektedir. Her ticari işletme gibi Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, İş Kanunu gibi genel kanunlara tabi olan SADAT, aynı zamanda Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun, Savunma Sanayi Güvenliği Kanunu, Savunma Sanayi Güvenliği Yönetmeliği ve Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun gibi farklı mevzuatlar çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Şirkette an itibariyle çeşitli branş ve uzmanlık alanlarından 50 ile 200 arasında değişen bir sayıda emekli TSK personelinin çalıştığı tahmin edilmektedir. SADAT’ın şu anki Yönetim Kurulu Başkanı ise Melih Tanrıverdi’dir. SADAT’ın aynı zamanda Adaleti Savunanlar Derneği’ne (ASDER) ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) gibi kuruluşlarla da yakın bir ilişkisi bulunmaktadır. SADAT’ın örgütlenme şeması resmî web sitesindeki bilgilere göre şu şekilde oluşturulmuştur: Şekil-1: SADAT’ın Organizasyon Şeması Kaynak: https://www.sadat.com.tr/tr/hakkimizda/organizasyon-semasi.html (Erişim Tarihi: 18/11/2022). SADAT’ın resmî web sitesinde işlevleri ise şu şekilde sıralanmıştır: - Hizmet verilen ülkelere yönelik jeopolitik duruma uygun tehdit değerlendirmeleri yapmak, bu değerlendirme ışığında hizmet verilen ülkenin savunması ve iç güvenliğinin temini amacıyla en etkin ve modern ihtiyaçları karşılayacak şekilde silahlı kuvvetlerinin ve iç güvenlik güçlerinin organizasyonunu sağlamaktır. - Uluslararası alanda silahlı kuvvetlerin ve iç güvenlik güçlerinin organizasyonu amacıyla, i) Stratejik danışmanlık, özel savunma ve güvenlik eğitimleri ile donatım alanlarında hizmet vermek, ii) İslam ülkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmak, iii) İslam dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da süper güçler arasındaki hak ettiği yeri almasına yardım etmektir. SADAT’ın özellikle Türk savunma sanayi ve hizmetlerinin sunumu açısından nasıl bir rol üstlendiğini tam anlamıyla tespit edebilmek oldukça güçtür. SADAT ile ilgili karşılaşılan en önemli problem söz konusu şirketin yöneticilerinin sürekli olarak siyasi polemiklerin ve şiddetli tartışmaların odağında yer almalarıdır. Söz konusu şirketin yöneticilerinin beyanları, davranışları ve söylemleri sıklıkla kamuoyunun dikkatini ve hatta tepkisini çekmektedir. Bu durum ise kamuoyunda özellikle ÖAŞ’lere yönelik bir ön yargının oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Özellikle Amerikan ve Rus ÖAŞ’lerine bakarak bu organizasyonların para kazanma hırsı, dünyanın çeşitli bölgelerinde bulaştıkları skandallar, ülkelerin iç işlerine yönelik yaptıkları müdahaleler vs. üzerinden Türk kamuoyunun ÖAŞ’ler hakkında beslediği haklı bir kaygı zaten mevcuttu. Ancak SADAT’a yönelik iddialar, Türk kamuoyunda ÖAŞ’lere dönük önyargıların daha da kuvvetlenmesine sebep olmuştur. 3. SADAT Gerçekleri: SADAT Neden Eleştirilerin Hedefinde? SADAT hakkındaki tartışmaları değerlendirmek gerekirse kamuoyunun ikiye bölündüğü ifade edilebilir. İlk grupta, başta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve benzer şekilde çeşitli basın mensupları olmak üzere SADAT’ı özellikle 2023 seçimlerine yönelik birçok kışkırtmanın olası baş mimarı olarak değerlendiren büyük bir toplumsal kesim bulunmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun Mayıs 2022’de SADAT’ın genel merkezine gitmesi ve seçimlerin güvenliğine dair ortaya attığı iddialar, kamuoyunu uzun bir süre meşgul etmiştir. Üstelik Mayıs 2022’de SADAT’ın yönetim kurulu üyesi olan ve kurucuları arasında yer alan Ersan Ergür’ün bir sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun haklı gerekçeleri olabileceğini düşündürtecek bir sürece evrilmiştir. Ergür’ün “Bu vatan kanla alındı, kanla savunuluyor. Bu vatanı Türkiye düşmanları ile işbirliği yapanlara sandıkta teslim etmeyiz… Etmeyeceğiz! Vatan sağ olsun…” minvalindeki paylaşımı, SADAT’ın bir nevi paramiliter bir güç olduğuna dair endişeleri perçinlemiştir. 2023 yılına girildikten sonra SADAT çerçevesindeki tartışmalar tekrar alevlenmiştir. SADAT konusundaki tartışmaların alevlenmesinin sebebi ise Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir tartışma programında yaşananlardır. Kılıçdaroğlu’nun yakın zamanda katıldığı TV100 isimli bir televizyon kanalında yayınlan programa, yayın sırasında SADAT tarafından bir reklam verilmiştir.Bu reklamın SADAT yöneticileri tarafından bilinçli bir şekilde özellikle söz konusu yayın sırasında yayınlanmak üzere verildiği ortaya çıkmıştır. Zaten SADAT CEO’su Melih Tanrıverdi’de sosyal medyada yaptığı paylaşımla reklamı Kılıçdaroğlu TV100 yayınındayken planlayarak verdiklerini itiraf etmiştir. Bu itirafı yaparken bir de “2022 yılına dönük PR incelemesi yaptığımızda SADAT ile Kılıçdaroğlu birlikteliğinin en iyi reytingi yaptığını gördük. Reklam departmanımız 1.500 TL’lik bir reklam vererek bu reytingi güzel bir PR çalışmasına döndürmüş. Tebrik ederim” diyerek alaycı bir dil kullanmıştır.Tanrıverdi’nin bu açıklamalarından sonra öfkelenen Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında “Gafiller, şerefsizler, çakallar, müptezeller siz mi beni korkutacaksınız…” şeklinde sert açıklamalarda bulunmuştur. Fotoğraf: SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi (ortada) ile Yönetim Kurulu üyeleri Haluk Yıldırım ve Ersan Ergür. Kaynak: Euronews, “SADAT nedir, neden kuruldu ve hakkındaki iddialar neler?”, 2022, https://tr.euronews.com/2021/06/18/sadat-nedir-neden-kuruldu-ve-faaliyetleri-neler (Erişim Tarihi: 20/11/2022). SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’nin 2016-2020 sürecinde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak görev yapması ise yukarıdaki iddiaları dile getiren kimselerin en önemli kanıtıdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adnan Tanrıverdi’nin dost olduğu ve Tanrıverdi’nin zamanla savunma alanında Erdoğan’ın en önemli danışmanlarından biri haline geldiği de diğer iddialar arasında bulunmaktadır. Ancak Adnan Tanrıverdi’nin 2020 yılında verdiği bir demeçte “ Mehdinin gelişine hazırlanmamız gerekiyor” ifadesini kullanması, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tepkiyle karşılanmış ve Tanrıverdi hem başdanışmanlık hem de Güvenlik ve Dış Politika Kurul Üyeliği görevlerinden alınmıştır. Fransız İstihbarat Araştırma Merkezi adlı düşünce kuruluşuna göre SADAT hâlihazırda en az 22 Müslüman ülkede askeri danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. SADAT yetkilileri çalıştıkları ülkelerin isimlerini aralarındaki gizlilik anlaşması gereği açıklayamayacaklarını ama 20'den fazla ülkeye hizmet verdiklerini; yılda yaklaşık 17 proje ürettiklerini iddia etmektedir. 4. Türkiye’de Özel Askeri Şirketler ile İlgili Yapılması Gereken Düzenlemeler: Kamu Politikası Önerileri Türkiye’nin özel askeri şirketler (ÖAŞ’ler) hakkında ne yapması gerekir? Türkiye'de devlet ÖAŞ'leri kullanmak ya da yaygınlaşmasını teşvik etmek veya en azından mevcut ÖAŞ statüsünde faaliyet göstermeye çalışan şirketlere belirli bir yasal ve hukuki çerçeve vermek isterse bu konuda ciddi bir kamu politikası oluşturması gerekmektedir. Yazının bu bölümünde nasıl bir kamu politikası stratejisinin izlenebileceği konusunda bazı öneriler de bulunulacaktır. Öncelikle Türkiye’deki özel-askeri savunma sektörünün Cenevre Sözleşmesi Ek Protokol-I (1977), paralı askerlerin kullanımını içeren BM Uluslararası Konvansiyonu (2001) ve Paralı Askerliğin Kaldırılmasına Dair Sözleşme gibi çeşitli uluslararası sözleşmelerin etrafında hukuki bir zemine oturtulması gerekmektedir. SADAT gibi kuruluşlar etrafında dönen tartışmalara son verebilmek amacıyla ÖAŞ’lerin görev alanlarının net bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın yazarı, Ahmet Keser (Keser, 2020) tarafından da ifade edildiği gibi bu ÖAŞ’lere Türkiye içinde yalnızca güvenlik, eğitim ve lojistik destek ile ilgili sahalarda görev yapma imkânı tanınmasını, yurt dışında ise görev alanlarının uluslararası hukukun cevaz verdiği en geniş sınırlarda tutulabileceğini düşünmektedir. Savunma hizmetlerinin ne kadar büyük bir piyasa olduğu düşünülürse, ki sırf Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 2006 yılında çoğu ÖAŞ’lere verilmek üzere 300 milyar doları savunmaya ayırmıştır, Türkiye menşeli ÖAŞ’lerin bu pastadan pay alması, istihdamın ve Türkiye’ye giren döviz miktarının artması, Türk savunma sanayinin gelişmesi, taşeron firmaların başka ülkelerde de faaliyet gösterebilmesi vb. olumlu sonuçlar doğurabilir. Yazı serisinin önceki bölümlerinde de bahsedildiği gibi ÖAŞ’lerin ana motivasyonu para kazanma arzusudur. Bu yüzden yurt içinde devlet açısından bir risk oluşturabilecek büyüklük ve yeteneğe erişmemeleri için sınırlanmaları gerekmektedir. Ayrıca Türkiye menşeli ÖAŞ’lerin ve kurulacak yeni şirketlerin nasıl kurulacağına, hangi otoriteden izin alacaklarına ve denetleneceklerine, faaliyetlerinin sınırlarına dair her türlü unsurun net bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. ÖAŞ’lerin kuruluşu, denetlenmesi, hangi hizmetleri sunabilecekleri, hizmet sunumu esnasındaki yasal limitler, ÖAŞ’lerin kanuna aykırı faaliyetlerinin nasıl cezalandırılacağı vs. gibi hususların tamamı ayrı bir kanunla düzenlenmelidir. Ayrıca ÖAŞ’lerin kurulması ve denetlenmesi, tıpkı ABD’de olduğu gibi, bir lisans sürecine tabi tutulabilir. Her ne kadar ABD’de bu görev Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülüyor olsa da Türkiye söz konusu olduğunda Milli Savunma Başkanlığı’nın bünyesinde kurulacak bir genel müdürlük ya da Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından üstlenmesi daha doğru olabilir. ÖAŞ’lerin faaliyet yürütmek istedikleri ülke ile ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı’nın da görüşü alınarak lisans verilebilir. Faaliyetleri de Milli Savunma Başkanlığı’nın bünyesinde kurulacak bir genel müdürlük ya da Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından denetlenmelidir. Ayrıca ÖAŞ’lerin faaliyetleri Sayıştay, TBMM ve Devlet Denetleme Kurumu gibi farklı kamu kurumları tarafından da yıllık şekilde denetlenebilir. TBMM’nin ve Cumhurbaşkanlığı makamının da ÖAŞ’lerin faaliyetleri konusunda düzenli bir biçimde bilgilendirilmeleri faydalı olabilir. Yurt dışında ülke menfaatlerinin gerektirdiği ve büyük çaplı askerî harekâta ihtiyaç duyulmayan durumlarda, bu şirketlerin kullanılması suretiyle hem doğabilecek risklerden devlet kendisini uzak tutmalı hem de her seferinde TBMM teskeresi ihtiyacı olmaksızın milli menfaatlere destek sağlamanın koşulları oluşturulmalıdır. Ancak ÖAŞ’lerin belirli bir meblağı geçen faaliyetlerinde Cumhurbaşkanlığı’nın ya da TBMM’nin iznine de tabi olması yerinde bir önlem olarak değerlendirilebilir. ÖAŞ’ler kuruluş amaçları gereği devlet ile doğrudan bağı olmayan yapılarmış gibi düşünülmemelidir. Böyle bir düşünce tarzı, genelde Rusya gibi otoriter rejimlerin tercih ettiği bir yöntemdir. Ancak, bu sürdürülebilir ve uluslararası arenada meşru kabul edilebilecek bir durum değildir. Bilakis ÖAŞ’lerin paramiliter yapılara dönüşmemesi için devletin kontrolünde bulunması gerekmektedir. Bu meblağın aynı zamanda 10 milyon dolar veya üzerinde miktar sayı olması, ÖAŞ’lerin de her faaliyetleri için TBMM veya Cumhurbaşkanlığı’ndansa Milli Savunma Başkanlığı’nın bünyesinde kurulacak bir genel müdürlükten ya da Savunma Sanayi Başkanlığı’ndan izin almalarını sağlayacaktır. Bu sayede gerçekten gereken durumlarda TBMM veya Cumhurbaşkanlığı harekete geçirilecektir. Hemen şu husus belirtilmelidir ki ÖAŞ’ler devletlerin gizli operasyonlarını gerçekleştirmek için kurulan firmalar değillerdir. Devletler, özellikle saklamak istedikleri faaliyetleri veya operasyonları istihbarat birimleri aracılığıyla zaten gerçekleştirmektedirler. ÖAŞ’lerin, özellikle siyasi sorumluluğu ve maliyeti azaltan örgütler olarak, yurt dışındaki her faaliyetinden sonra mali ve operasyonel rapor hazırlaması sağlanmalıdır. Türkiye’nin ÖAŞ’ler daha fazla yayılmadan önce atması gereken adımlar arasında artık savunma hizmetlerinin karma bir sistem tarafından yürütüleceğinin kabul edilmesi ve bu minvalde alınacak tedbirlerin belli bir program içerisinde yürütülmesi de yer almalıdır. ÖAŞ’ler zamanla klasik orduların görevlerini tamamlayan işlevler yüklenecektir. Türkiye de bu süreçte etkilenen ülkeler arasında yer alabilir. Hali hazırda TSK’nın yarı-profesyonel bir ordu yapısına kavuştuğu da göz önüne alınacak olursa, Türkiye’nin savunma ve güvenlik hizmetlerinden hangilerinin ÖAŞ’lere bırakılabileceği, yabancı ÖAŞ’lerden hizmet alımına gidilmesi, TSK’nın ÖAŞ’lerle uyum içinde çalışması vb. konularda şimdiden yol haritasının belirlenmesi faydalı olacaktır. Ayrıca ÖAŞ’lerde eski ordu mensuplarının istihdam edilmesi ordu personeli için emeklilik sonrası yeni ve oldukça kazançlı bir iş sahası ortaya çıkacağından, bu tarz kişilere ait özel bir çalışma rejimi ve kurallar manzumesi de düzenlenmelidir. Yasal tedbirlerin haricinde, bireysel olarak insan hakları ihlali yaptığı tespit edilen ÖAŞ personelinin aynı sektörde faaliyet gösterebilmesinin önüne geçilmelidir. Kuruluş aşamasında bu tip şirketlerin yatırım ve vergi teşviklerinden istifade etmeleri sağlanmalı ve küresel ölçekte rekabet edebilecek en az iki-üç şirket oluşturulmalıdır. Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Makine ve Kimya Endüstrisi, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gibi yatırım ve teşvikleri her yönüyle değerlendirebilecek kamu kurumları bir araya gelip bir komisyon kurabilir. Bu ortak komisyonun asıl görevi ise ÖAŞ’leri ve savunma hizmetlerinin sunumunu teşvik edecek kısa, orta ve uzun vadeli planlar hazırlamak olmalıdır. Kısacası Türkiye’nin ÖAŞ’leri desteklemek adına yatırım ve vergi teşviklerini bir an önce belirlemesi mühimdir. ÖAŞ’lerin desteklenmesi esnasında ortaya çıkabilecek dışsallıklar devlet tarafından karşılanmalıdır. Sonuç Özel askeri şirketler (ÖAŞ’ler) Türkiye’deki devlet kültürü bakımından düşünüldüğünde Türk toplumuna son derece yabancı kalmaktadır. Bu nedenle ÖAŞ’lerin Türkiye’de ne kadar başarılı olup olamayacağı bir tartışma mevzudur. En azından SADAT ve Akademi Sancak gibi ÖAŞ’lerin artabileceği söylenebilir. Ancak Türkiye’deki güçlü devlet geleneğinin, ABD’nin aksine, ÖAŞ’lerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yerini almasına engel olacağı düşünülmektedir. Kısacası, Türkiye’de kurulmuş ve kurulması muhtemel ÖAŞ’ler TSK’ye lojistik, danışmanlık ve eğitim konularında yardımcı olabilir. Ancak ÖAŞ’leri TSK’nın yerini alabilecek kurumlarmış gibi tahayyül etmek doğru değildir. Türkiye, ÖAŞ’leri yasal bir zemine kavuşturmak için harekete geçmeli ve söz konusu piyasanın şekillenebilmesi adına tedbir almalıdır. Türkiye menşeli ÖAŞ’lerin özellikle yurtdışında belli savunma hizmetlerini sunabilmek adına teşvik edilmesi sakıncalı değildir. Ancak Türkiye’nin ulusal çıkarları, para kazanma motivasyonu ulusal değerlerinin önüne geçmeyen TSK tarafından savunulmalıdır. Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan ÖAŞ’lerin özellikle politikanın ve spekülasyonların bir parçası haline getirilmemesi gerektiği düşünülmektedir. Bazı akademisyenler değişen koşulların ve liberalizmin etkisiyle birlikte Türkiye’de ÖAŞ’lerin asli unsur olabileceğini düşünürken bazıları ise hiçbir kurumun (TSK da dâhil olmak üzere) kendi imkânlarını ve gücünü kaybetmeyeceğini iddia etmektedir. Bu çalışmanın yazarı ise TSK’nın giderek profesyonel bir ordu haline geldiğini görmektedir. Ayrıca Türkiye’de de değişen dünya koşullarına uygun bir şekilde daha fazla sayıda ÖAŞ’nin kurulması ihtimaller arasında yer almaktadır. Ancak güçlü devlet geleneği ve kurumsal kökleri ile ulusal çıkarların korunması ve savunma söz konusu olduğunda TSK’nın asli unsur olarak önemini koruması gerektiği düşünülmektedir. Kurumsal Not : KAPDEM'de yayınlanan yazı ve çalışmalar KAPDEM'in kurumsal görüşünü yansıtmaz, tüm yasal sorumluluk yazarlara aittir. Kaynakça Ahmet Keser, Özel Askeri Şirketlerin Küresel Yayılımı ve Geleceği , 1. Baskı, SETA Yayınları, Ankara, 2020. Alper Ekmekçioğlu, “Savunma Politikaları Kapsamında Özel Askeri Şirketlerin İncelenmesi”, Devletin Doğasının Gelişimi: Güvenliğin Sınırları, TASAM, https://tasam.org/Files/Icerik/File/%C4%B0GK2Kitap_(2)_pdf_1f0392c4-016e-4946-bd5b-30f6e45a36a2.pdf Aydınlık, “Meclis’e SADAT için araştırma önergesi”, 2012, https://www.aydinlik.com.tr/haber/meclise-sadat-icin-arastirma-onergesi-tamami-154350. Birgün, “Kemal Kılıçdaroğlu'ndan SADAT'ın reklamına tepki: O az kalmış aklınızı alırım”, 15 Ocak 2023, https://www.birgun.net/haber/kemal-kilicdaroglu-ndan-sadat-in-reklamina-tepki-o-az-kalmis-aklinizi-alirim-417648. Çetin Zamantıoğlu, “Özel Askeri Şirketler”, 2016, https://www.assam.org.tr/index.php/konular/savunma-ve-savunma-sanayi/ozel-askeri-sirketler.html. Deutsche Welle, “Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a "Sadat" uyarısı”, Mayıs 2022, https://www.dw.com/tr/k%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flundan-erdo%C4%9Fana-sadat-uyar%C4%B1s%C4%B1/a-61794469. Euronews, “SADAT nedir, neden kuruldu ve hakkındaki iddialar neler?”, 2022, https://tr.euronews.com/2021/06/18/sadat-nedir-neden-kuruldu-ve-faaliyetleri-neler. Independent Türkçe, “SADAT yöneticisinden "Bu vatanı Türkiye düşmanları ile işbirliği yapanlara sandıkta teslim etmeyiz" ifadesine açıklama”, 2022, https://www.indyturk.com/node/514476/haber/sadat-y%C3%B6neticisinden-bu-vatan%C4%B1-t%C3%BCrkiye-d%C3%BC%C5%9Fmanlar%C4%B1-ile-i%C5%9Fbirli%C4%9Fi-yapanlara-sand%C4%B1kta. Mahmut Hamsici, “SADAT: Bir askeri şirketin anatomisi”, 2022, BBC News Türkçe, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-62067169. Menderes Alpkutlu, “Güvenlik İhracı Bağlamında Türkiye’nin Özel Askerî-Güvenlik Sistemi”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Mayıs 2019, Cilt 8, Sayı 1, s. 25-54. Mete Yıldız Alper Ekmekçioğlu, “Özel Askeri Şirketlerin Savunma Politikaları Açısından İncelenmesi”, Amme İdaresi Dergisi, 2018, C. 51, S.3, s. 27-59. Nihat Yıldırım, “Özel Askeri Şirketler: Neden ve Nasıl Ortaya Çıkıp Çoğaldılar? Devlet Meşruiyetine Etkileri ve Gelecekteki Yerleri: Bölüm 1”, KAPDEM, 21 Kasım 2022 Nihat Yıldırım, “Özel Askeri Şirketler: ABD, Rusya, İngiltere ve Çin: Bölüm 2”, KAPDEM, 28 Kasım 2022, Oda Tv, “Kılıçdaroğlu'ndan SADAT'a: Gafiller, şerefsizler, çakallar”, 17 Ocak 2023, https://www.odatv4.com/siyaset/kilicdaroglu-ndan-sadat-a-gafiller-serefsizler-cakallar-267097 Ömer Faruk Cantenar, Özel Askeri Şirketler ve Devletin Meşru Şiddet Tekeli Rolüne Etkileri, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Güvenlik Stratejileri ve Yönetimi Anabilim Dalı, Ankara, 2011. Sevilay Yıldırım, “Linç kültürü ve Kılıçdaroğlu’nun olgunluğu”, Habertürk, 16 Ocak 2023, https://www.haberturk.com/yazarlar/sevilay-yilman-2383/3556772-linc-kulturu-ve-kilicdaroglunun-olgunlugu Tolga Öz Turgut M. Çalışkanlar, “Paralı Askerlerden Özel Askerî Şirketlere Savunma Yönetimi Teknolojileri Uygulamaları”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, 2020, C. 16, S. 34, s. 309-339. http://www.asancak.com. https://www.sadat.com.tr/tr https://tr.wikipedia.org/wiki/SADAT#:~:text=veya%20SADAT%20A.%C5%9E.%2C,m%C3%BChimmat%20al%C4%B1m%C4%B1%20gibi%20hizmetler%20sunmaktad%C4%B1r.

Detay
Özel Askeri Şirketler: ABD, Rusya, İngiltere ve Çin: Bölüm 2

Özel Askeri Şirketler: ABD, Rusya, İngiltere ve Çin: Bölüm 2

Birinci bölümü daha önce yazı dizisinin, ikinci bölümünde, özel askeri şirketlerin (ÖAŞ’ler) çeşitli ülkeler tarafından nasıl kullanıldığını ele almaktadır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve İngiltere gibi ülkelerin başını çektiği bazı devletler, son yıllarda ÖAŞ’lerden yoğun bir şekilde istifade etmektedir. Suriye, Irak ve Libya örneklerinde ise ÖAŞ’lerin çatışmaların kaderini etkileyebilecek bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Ancak her ülkenin ÖAŞ’lere yaklaşım şeklinin aynı olduğunu söylemek oldukça zordur. Özellikle ABD’de, ÖAŞ’lere yönelik yapılan hukuki ve idari düzenlemeler diğer ülkelerden farklılaşmaktadır. Rusya ise, diğer ülkelere nispeten, ÖAŞ’leri kullanırken özellikle devlet ile ÖAŞ’ler arasındaki ilişkinin niteliğini saklamaya yönelik bir tutum takip etmektedir. Çin’de ise ÖAŞ’lerin çok sıkı bir şekilde devletin güdümünde olduğu söylenebilir. Yazı dizisinin bu ikinci bölümünde özellikle hedeflenen bir başka amaç da ÖAŞ’ler ile devletler arasındaki ilişkilerin farklı niteliklerini ortaya koyabilmektir. Özel Askeri Şirketler: ABD, Rusya, İngiltere ve Çin: Bölüm 2 Giriş Yazı serisinin birinci bölümünde, özel askeri şirket (ÖAŞ) fenomenin neden ve nasıl ortaya çıktığına, temel mantığına dair bir giriş yapılmış; daha sonra da ÖAŞ’lerin türlerine, nasıl yaygınlaştıklarına, ne amaçlarla kullanıldıklarına dair bir analiz yapılmıştı. Yazı serisinin bu ikinci bölümünde ise birkaç amaç bulunmaktadır. Öncelikle, ÖAŞ’lerin tarihi gelişimine ve ülke örneklerinde nasıl kullanılmaya başladıklarına dair kısa bir bölüm kaleme alınmıştır. Daha sonra da çeşitli ülkelerdeki ÖAŞ örneklerine dair Amerika Birleşik Devleti (ABD), Rusya, İngiltere ve Çin’e ayrı ayrı odaklanarak detaylı ampirik analizler yapılmıştır. ÖAŞ’lerin zaman içerisinde neredeyse ulusal orduların tamamlayıcı bir parçası haline gelmelerini müteakiben, çeşitli ülkelerin ulusal ve dış siyasetlerinde de ÖAŞ’ler önemli bir rol üstlenmiştir. Son zamanlarda özellikle ÖAŞ’ler ile gündeme gelen Rusya, ABD ve İngiltere gibi bu konuda önde gelen ülkeler arasında yer almaktadır. Ayrıca, her ne kadar diğer ülkeler kadar öne çıkmasa da ÖAŞ’ler Çin’in ulusal hedeflerinin korunmasında da önemli bir rol üstlenmektedir. Bu ülkelerdeki ÖAŞ’ler incelenecek ve yeni düzenlemelerle ÖAŞ’ler ve politikacılar arasındaki ilişkiler özellikle siyasi maliyet kavramı etrafında ele alınacaktır. Bu bölümde ülkelerdeki ÖAŞ’lere yönelik hukuki düzenlemeler ve neden bu alanda özellikle boşluklar bırakıldığı da içyüzü ile analiz edilecektir. 1. Özel Askeri Şirketlerin Tarihi Gelişimi Hakkında Kısa Bir Mülahaza Özel askeri şirketler (ÖAŞ), her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD’nin) 2000’lerin başında Afganistan ve Irak’a müdahale etmesinden sonra kamuoyunu meşgul etmeye başlasa da kökenleri neredeyse Vietnam Savaşı’na kadar götürülebilir. Bugünkü anlamıyla aktif bir savaşta görev alan ilk ÖAŞ’lere Vietnam Savaşı’nda aktif bir şekilde görev alan ve destek/muharebe hizmetlerinin yanı sıra lojistik ve eğitim gibi diğer alanlarda da faaliyet gösteren “Vinnell” ve Pacific Architects and Engineers” gibi şirketler ilk sözleşmeli askeri şirketlere örnek olarak gösterilebilir. Bu şirketler dışında birçok ÖAŞ, 1970-1990 döneminde kurulmuştur. 1970’ler ve 1980’lerde ÖAŞ’ler Gine, Ekvatoral Gine, Benin, Toga, Komar adaları ve Şeyseller’de darbe girişimlerine yardımcı oldular. Kısacası ÖAŞ’ler, çok uzun yıllardır diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeye yönelik bir araç olarak kullanılmaktaydı. Mesela ABD’nin Güney Amerika’daki uyuşturucu baronlarına yönelik müdahaleleri ÖAŞ’ler eliyle yaptığı da bilinmektedir. Bu dönem boyunca ÖAŞ’ler özellikle çeşitli ülkelerin ordularını eğitmek adına görev almışlardır. Mesela yukarıda bahsedilen Vinnell, Suudi Arabistan ordusunun eğitilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. ÖAŞ’lerin özellikle 1990’lardan sonra yaygınlaşmasının birtakım nedenleri bulunmaktadır: Soğuk Savaş’tan sonra büyük güçlerin kendi orduları aracılığıyla bölgesel müdahalelerden kaçınması, güvenlik sektörünün özelleştirilmesi, neoliberalizmin artan etkisi, ulusal orduların küçülmesi vs. bu sebepler arasında sıralanabilir. 1990’dan sonra ÖAŞ’lerin giderek daha çok kullanılmasının asıl sebebi ise savaşları veya çatışmaları etkileme gücünün mühim bir şekilde artmasıdır. Daha önceki dönemlerde ÖAŞ’lerin savaşların mukadderatını değiştirebilecek şekilde kullanıldıkları pek görülmemiştir. Sierre Leone’de meydana gelen çatışmalarda hükümetin önce Güney Afrika kökenli Executive Outcomes’ı daha sonra İngiliz Sadline şirketini kullanması, Eski Yugoslavya’da Hırvatların Sırplara karşı gerçekleştirdikleri harekât öncesi ABD kökenli MPRI şirketinden eğitim ve danışmanlık desteği almaları söz konusu çatışmaların kaderini değiştirmiştir. Bu nedenle özellikle silahlı kuvvetleri zayıf olan ülkeler de giderek artan bir şekilde ÖAŞ’leri kullanmaya başlamıştır. Fotoğraf-1: Executive Outcomes isimli ÖAŞ’ye bağlı personel Sierre Leone’de. Kaynak: https://warispos.tumblr.com/post/152560677073/executive-outcomes-men-in-sierra-leone (Erişim Tarihi: 17/09/2022). Ayrıca ABD’nin özelikle 2001’den sonra Afganistan ve Irak’taki çoğu operasyonunu ve faaliyetlerini ÖAŞ’ler aracılığıyla yönetmesi, Rusya ve Çin gibi Amerikan gücüne meydan okuyan ülkelerin dikkatini çekmiştir. Özellikle Rusya ABD’nin izinden giderek ÖAŞ’leri bazı ülkelerde kendi ordusunu destekleyecek bir şekilde kullanırken bazı ülkelerde ise (Libya gibi) doğrudan sadece ÖAŞ’leri kullanmayı tercih etmiştir. 1980’lerden bu yana bir taraftan ÖAŞ’lerin isimlerinin karıştığı pek çok yolsuzluk ve hukuk dışı uygulama tartışma konusu haline gelip onların ‘savaştan beslenen köpekler’ (dogs of war) oldukları imajını güçlendirirken; öte yandan Irak gibi bazı bölgelerde çalışan ÖAŞ personelinin sayısı 120 binleri aşmıştır. Associated Press raporlarına göre üstelik bu sayıya alt yükleniciler (subcontractor) bünyesinde çalışan sözleşmeliler dahil değildir. Özellikle “ulusal güvenliğin” korunması gerekçesi ile hükümetlerin ÖAŞ’ler ile yaptıkları anlaşmaların kamuya açıklanmaması, denetime tâbi tutulmamaları, fahiş fiyatları, yolsuzluk ve rüşveti beraberinde getirmektedir. Bu şirketlere ‘savaştan beslenen köpekler’ denmesinin bazı sebepleri bulunmaktadır. ÖAŞ’lerden istifade eden bir devlet, savunma hizmetlerinde ne kadar çok bu yapılardan faydalanırsa veya çatışma bölgelerinde bu şirketleri kullanırsa, ÖAŞ’ler o kadar çok kazanç sağlamaktadır. Döner Kapı Sendromu olarak bilinen, eski bakanların, devlet kadrolarında görev almış danışmanların, üst düzey silahlı kuvvet mensuplarının sık sık silah şirketlerinde ve ÖAŞ’lerde önemli görevlere gelmesi ya da bu durumun tam tersi, bir yandan savunma sanayiindeki sermaye ile hükümet arasındaki ilişkileri güçlendirip daha muğlak bir hale getirirken, oluşan sağlıksız yapıdaki çarpıklıkların ortaya çıkması güçleşmektedir. Döner Kapı Sendromu iki şekilde yolsuzluklara neden olmaktadır; ilk olarak devlet/ordu mensubu bir kişi özel sektörde kârlı bir iş bulmak amacıyla ihalelerde bir firma lehine daha etkin olabilir, ikinci olarak ise bu tür kişiler silah şirketlerinde çalışmaya başladıklarında sahip oldukları bilgi birikimini çalıştıkları şirket lehine kullanarak ihalelerde yolsuzluğa neden olabilirler. ÖAŞ’ler bu sağlıksız düzenden faydalanarak ve devlet sübvansiyonlarından yararlanmaya devam ederek, açılacak olan ihalelerde şanslarını arttırabilmek ve siyasi nüfuz elde edebilmek amacıyla seçim kampanyalarına önemli miktarlarda bağışlar yatırmaktadır. Irak’ı esas almak gerekirse, ÖAŞ’lere bağlı görev yapan personel sayısı, Amerikan ve İngiliz ordularında yer alan asker sayısını kat be kat asmıştır. Günümüzde ÖAŞ’lere bağlı personel sayısın özellikle ABD ve İngiltere gibi ülkeler için ulusal ordularda bulunan asker sayısından çok daha fazla olduğu söylenebilir. 1990lı yılların başında ÖAŞ’ler yardımcı unsurlar olarak görev almaktayken 2022’ye gelindiğinde savunma hizmetlerinin sunumundaki asli unsurlardan birine dönüşmüşlerdir. 2. Ülke Örnekleri ÖAŞ’lerin savunma hizmetlerinin sunumunda en yaygın şekilde kullanıldığı ülkelerin başında ABD ve İngiltere gelmektedir. Bununla birlikte ÖAŞ’lerin Güney Afrika, Çin, İsrail ve Rusya gibi ülkelerde de gündemin belirleyici unsurlarından biri haline geldiği söylenebilir. Özellikle Rusya, Wagner Group ve Slavonic Corps gibi çeşitli ÖAŞ’ler aracılığıyla Suriye İç Savaşı’nın da kaderini değiştirmiştir. Bu bölümde, tek tek ÖAŞ’lerin kullanıldığı savaş alanlarından bahsetmektense ABD, İngiltere, Rusya ve Çin’de ÖAŞ’lerin neden yaygınlaştığına dair genel bir çerçeve çizilmiştir. Ayrıca ÖAŞ’lere dair en çok tartışılan konuların başında bu şirketlerin meşruiyetleri ve haklarında yapılması gereken hukuki düzenlemeler gelmektedir. ABD, Rusya, İngiltere ve Çin gibi ülkelerde her ne kadar ÖAŞ’lere ait hukuki düzenlemeler birbirinden çok farklı olsa da özellikle siyasetçilerin ortak bir bakış açısına sahip oldukları söylenebilir. ÖAŞ’ler, siyasi maliyetleri azaltan ve ülkelerin ulusal çıkarlarını, gerekirse gayrinizami yöntemlerle bile olsa, savunan kuruluşlar olarak birçok ülkenin siyasal sistemindeki ve kamu örgütlenmesindeki yerini almıştır. 2.1) Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ÖAŞ’leri kendi çıkarlarını korumak için en sık kullanan devlettir. Aynı zamanda ABD ÖAŞ’lere yönelik mevzuatın en teferruatlı olduğu ülkedir. ABD’nin ÖAŞ’lerden etkin bir şekilde faydalanabilmesi, daha doğrusu ÖAŞ’lerin Amerikan devletinin kontrolü altında faaliyetlerini yürütmesi, söz konusu mevzuat ile de yakından bağlantılıdır. ABD’nin ÖAŞ’leri kullandığı vaka incelemelerine geçmeden önce Amerikan ÖAŞ’lerine yönelik düzenlemelerin ve ÖAŞ’lerin devlet ile bağlantısının incelenmesi yerinde olacaktır. Özellikle ABD örneği için belirtmek gerekirse, Amerikan yönetici eliti ile ÖAŞ’ler arasında fiziki bağlar mevcuttur ve ortak çıkarları bulunmaktadır. ABD, ÖAŞ’lere yönelik sistematik bir mevzuat hazırlayan ilk ülkedir. ÖAŞ’lere yönelik bir mevzuat hazırlanmasının başlıca sebepleri şu şekilde değerlendirilebilir: ABD'nin uzun süredir devam eden bir özel askeri şirketleşme geleneği söz konusudur. ÖAŞ’lerin karıştığı farklı suçlar kamuoyunun büyük tepkisini çekmiştir. Bu şirketlerin diğer ülkelerde gerçekleştirdiği faaliyetler sonucu meydana gelen hukuk ihlallerinin nasıl soruşturulacağı konusunda uygulamada boşluklar bulunmaktadır. ABD’de 1968 yılında yürürlüğe giren Silah İhracı Kontrol Yasası, ÖAŞ’lerin yurt dışı hizmet sunumuna dair yapılmış ilk düzenlemedir. Bu yasa aynı zamanda ÖAŞ’lerin hizmet sunumuna dair genel çerçeveyi belirlemiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki Amerikan ÖAŞ’leri yurt dışında hizmet sunarken ABD’nin ulusal çıkarları çerçevesinde hareket etmek zorundadır. Bu yasa uyarınca ABD içinde bulunan yabancı ülke vatandaşlarına veya diğer ülkelere askeri bir hizmet sunacak firmaların Dışişleri Bakanlığı’na başvurarak lisans almaları gerekmektedir. Eğer bir ÖAŞ’nin bir diğer ülkeyle imzalayacağı sözleşmenin bedeli 50 milyon doları geçerse Kongre’nin bilgilendirilmesi gerekir. ABD’de başka düzenlemelerin de mevcut olduğu görülmektedir. Mesela, Amerikan Ceza Kanunu, Amerika Birleşik Devletleri'nin barış içinde olduğu yabancı devletlerle çarpışan başka devletlere karşı Amerikan vatandaşlarının çatışmasını yasaklamaktadır. ABD’de ÖAŞ’lerin denetimine ilişkin Askeri Sınır Ötesi Yargı Yetkisi Yasası (MEJA) gibi başka düzenlemeler de bulunmaktadır. Ayrıca Kongre’nin düzenli aralıklarla ÖAŞ’ler ile ilgili rapor hazırladığı ya da bazı ÖAŞ’leri denetlediği de ifade edilebilir. ABD Kongre Bütçe Ofisi’nin düzenli olarak hazırladığı raporlar aracılığıyla ÖAŞ’lerin faaliyetleri ile ilgili Kongre bilgilendirilmektedir. Kongre soruşturmalarının ise daha çok ÖAŞ’lerin hukuksal statüleri ve bu şirketlerden faydalanmanın etik meşruiyeti hakkında olduğu söylenebilir. ABD, özellikle Amerikan kamuoyunda yükselen tepkiler nedeniyle birçok savaşta veya çatışmada ÖAŞ’leri kullanmayı tercih etmektedir. Silahlı kuvvetlere mensup çok sayıda askerin hayatını kaybettiği çatışmalar, iktidarda bulunan siyasetçilerin halkın öfkesinin hedefi haline gelmesi veya seçimlerin kaybedilmesi gibi istenmeyen sonuçlar getirebilir. Çatışmalarda hayatını kaybeden ÖAŞ personeline dair kayıtların daha çok çalışma bakanlıkları tarafından düzenlenmesi ve ÖAŞ’lere ait birçok bilginin “ticari sır” olarak kabul edilmesi nedeniyle kamuoyuyla paylaşılmaması özellikle tercih edilmektedir. Bu sayede savaşlardaki zayiatın gerçek sayısı asla bilinemeyecek ve kamuoyu Amerikan hükümetlerine yüklenemeyecektir. Keza Amerikan kamuoyunda yükselen tepkilerin bir sonucu olarak 2011’den önce Amerikan ordusuna yardımcı olmak için Irak’ta bulunan ÖAŞ’ler, 2011’den sonra ise Amerikan ordusunun yerini almıştır. Yani Irak’taki Amerikan askeri varlığı büyük ölçüde ÖAŞ personeline dayanmıştır. Günümüzde ise ABD’nin yürüttüğü operasyonların önemli bir kısmı ÖAŞ’ler tarafından üstlenilmektedir. Bu gerçek, emekli ABD’li bir diplomat olan Dennis Jett tarafından da dile getirilmiştir. Somali’de devam eden çatışmalarda Amerikan ordusunun devreye girip girmeyeceğine yönelik sorulara Jett şu yanıtı vermiştir: “ Afrika’da yaşanabilecek olası bir iç çatışmada yaşanabilecek insan kaybının eleştirisi, bu olaylara müdahale ettiğimiz durumda yapılacak eleştirilerden daha ağır olacaktır .” Ancak ABD’de bile ÖAŞ’ler ile ilgili mevzuatın yeterli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Bu durumun çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Birincisi, Amerikan ÖAŞ’leri, Amerikan menfaatlerine göre hareket eden örgütler olarak düşünüldükleri için hareket sahaları kısıtlanmak istenmemektedir. İkincisi, hükümetin, tüm alanları ve işlemleri kapsayan standart bir düzenleme getirmesi halinde, hükümetin bu şirketler üzerindeki kontrolünün zayıflayacağından endişe edilmektedir.Üçüncüsü, bu şirketler büyük miktarda vergi ödeyen mükelleflerdir ve Amerikan hükümetleri bu durumu muhafaza etmek istemektedir. ABD’de hükümet ile ÖAŞ’ler arasındaki yakın ilişki kamuoyundan saklanmak istenen bir gerçek değildir. DynCorp, KBR, ICI, Halliburton, MPRI, Vinnel gibi, aralarında farklı görevler üstlenen ve kendi sınıflarında güçlü olan bu şirketler ABD hükümeti ile iç içe ilişkilere sahiptirler. Ayrıca George W. Bush (Oğul Bush) döneminde başkan yardımcılığı görevini üstlenen Dick Cheney, aynı zamanda ABD’nin önde gelen ÖAŞ’lerinden biri olan Halliburton’ın da yönetim kurulu başkanlığını yürütmüştü. Bush’un başkanlık vaatleri arasında birçok ÖAŞ’ye mensup 450.000 personelin Amerikan hükümeti tarafından istihdam edileceğine yönelik bir söz bulunmaktaydı. Ayrıca Joe Biden’ın hükümetinin Savunma Bakanı olarak görev yapan Llyod Austin, emekli olduktan sonra çeşitli ÖAŞ’lerde görev almış bir generaldir. Yani ÖAŞ’ler bizzat Amerikan hükümetlerinde temsil edilen bir toplumsal hizip grubuna dönüşmüşlerdir. Her şeye rağmen ABD, ÖAŞ’leri en çok kullanan ve onlara yönelik en kapsamlı yasal düzenlemelere imza atan devlettir. 2.2) Rusya Rusya da ÖAŞ’leri etkili bir biçimde kullanan devletler arasında yer almaktadır. Rus ÖAŞ’leri her ne kadar son zamanlarda daha çok gündeme gelmişse de Rusya’nın en eski ÖAŞ’si olan Cossacs, 1992’den bugüne değin Kafkasya, Kırım, Irak, Afganistan ve Yugoslavya gibi çatışma bölgelerinde faaliyetlerine devam etmiştir. Rusya’da ÖAŞ’ler üç farklı şekilde ortaya çıkmıştır: - 1990’larda profesyonel askerlik yapmış kişiler çeşitli ÖAŞ’leri kurmuşlardır. - Soğuk Savaş’tan sonra terhis edilen ya da emekli olan Ruslar tarafından kurulmuş ÖAŞ’ler mevcuttur. - Eski Sovyet topraklarında çıkan çeşitli bölgesel çatışmalarda yer alan Rus militanlar tarafından kurulan ÖAŞ’lerin varlığından söz edilebilir. 2014’te Ukrayna’daki çatışmalardan sonra ÖAŞ’lerin önemini ve taşıdıkları potansiyel gücü gören Moskova, 2015 yılından itibaren Suriye’ye Rusya silahlı kuvvetleriyle yakın iş birliği içinde Esad rejiminin yanında savaşmak üzere ÖAŞ üyelerini göndermeye başlamıştır. Wagner, Rusya’nın dış politikalarına verdiği destek ve kritik bölgelerde üstlendiği özel görevlerle diğer Rus ÖAŞ’lerinden farklılaşmaktadır. Wagner ile Kremlin arasında özel bir bağın bulunduğu ise sır değildir. Nitekim Wagner şirketinin yetkilileri, 2016 yılında Kremlin’e davet edilmiş ve Rusya’nın sınır ötesi politikalarına verdiği destek nedeniyle madalya verilmiştir. Wagner Grubu’nun sahibi olarak Rus oligark Yevgeni Prigozhin gözükmektedir. Prigozhin 2010 yılından bu yana Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’den yakın destek görmektedir. Ayrıca dünya kamuoyunda Kremlin’in siyasi manevralarının internet üzerinden yapılabilmesi için bazı zamanlar gündeme gelen Rus trolleri olarak anılan ancak “ Internet Research Agency ” adıyla bilinen şirketin aslında Prigozhin tarafından yürütüldüğü ifade edilmektedir. Rusya, ilginç bir şekilde Rus ÖAŞ’lerinin ticari amaçlı kurulan kurumlar olmadığını, Rusya’nın çıkarlarını korumak için bir araya gelen gönüllüler olduğunu iddia etmektedir. Çünkü Rusya Federasyonu Anayasası’nın 13. maddesinin 5. paragrafında değinildiği üzere ÖAŞ’ler ve yine 1996 tarihli Rus Ceza Kanunu’nun 208. maddesine göreyse federal kanunlarda ayrıcalık tanınmayan tüm silahlı hareketler de yasadışıdır. Rusya’daki mevzuattan kaynaklanan başka kısıtlamalar da “savaş ve savaşa dair tüm hizmetlerin sunumu için ÖAŞ’lerin” kurulmasını imkânsız hâle getirmektedir. Ancak Rus ÖAŞ’lerinin “gönüllü” adı altında uluslararası çatışmalara katılmaları hem Rusya’nın bir devlet olarak sorumluluğunu ortadan kaldırmıştır hem de Rus çıkarlarının savunulması bakımından Kremlin’in eline güçlü bir koz vermiştir. Rusya, Rus ÖAŞ’lerinin faaliyetlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağını defalarca dile getirmiştir. Mesela bir Rus ÖAŞ’si olan Moran Security, gemilerinden birinin karıştığı skandalla gündeme gelmiştir. Myre Seadiver isimli gemi ve söz konusu geminin mürettebatı, silah kaçakçılığı yaptıkları suçlamasıyla Nijerya makamlarınca alıkonulmuştur. Rusya, kesinlikle sorumluluk üstlenmeyerek ve mevzuat gereğince bu tür faaliyetlerin yasaklandığını dile getirerek tüm skandallardan sıyrılabilmektedir. Rusya’da ÖAŞ’lerin düzenlenmesi ve ABD’deki lisans sistemine benzer bir uygulamaya geçilmesi de gündeme gelmiştir. Ancak ÖAŞ’lerin düzenlenmesine dair parlamentoda bir türlü uzlaşma sağlanamamıştır. Rusya’da ÖAŞ’lerin yasal statüye kavuşması için hazırlanan yasa tasarıları ülke parlamentosunda 2012, 2014 ve 2018 yıllarında üç defa gündeme getirilmiş olmasına rağmen ilk iki teklif, Rusya Savunma Bakanlığı’nın parlamentodaki lobisinin karşı çıkmasıyla reddedilmiştir; zira söz konusu yasa tasarıları ÖAŞ’lere lisans verme yetkisinin ve faaliyetlerinin kontrolünün tamamen Rusya istihbarat teşkilatı FSB’ye verilmesini öngörüyordu. Rusya’da siyasete yön veren farklı aktörler arasında yaşanan çatışmalar, ÖAŞ’ler ile ilgili bir düzenleme yapılmasının önüne geçmiştir. Bu noktada Rus Savunma Bakanlığı’nın asıl endişesi FSB’nin giderek daha da güçlenmesidir. Nitekim Rus ÖAŞ’leri aynı zamanda Rusya’nın ülke dışındaki çıkarlarına hizmet eden gruplardır. Şimdilik ÖAŞ’ler ile bürokrasi arasındaki bağ Başkan Putin üzerinden sağlanmaktadır. Rus ÖAŞ’lerinin sebep olduğu tüm skandallara rağmen Rusya’nın bu şirketlerden vazgeçmemesi, aynı zamanda Rusya tarafından makul inkâr edilebilirlik yöntemine başvurulmasını kolaylaştırmaktadır. Bu yöntemle birlikte ÖAŞ’lerin kullanılması Moskova’ya, sınırları dışındaki çatışmalarda yer alma sorumluluğundan ve olası askerî başarısızlıklardan kaçınma imkânı vermektedir. ÖAŞ’lerin Rusya’da hiçbir yasal dayanağının olmaması nedeniyle; Suriye, Libya ve Ukrayna gibi çatışma sahalarında ÖAŞ’ler tarafından işlenen savaş suçları söz konusu olduğunda Rusya’ya yönelik herhangi bir ithamın Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde ileri sürülemeyeceği bilinmektedir. Çünkü çatışma sahalarında herhangi bir devletin ordusu tarafından suç işlenmediği müddetçe, yani ordu ile bağı olmayan sivillerin suç işlemesi durumunda, şahsi sorumluluk ön plana çıkmaktadır. ÖAŞ’lerin devletlere sağladığı bu koruma kalkanı, ABD tarafından da kullanılmaktadır. Rusya açısından ÖAŞ’lerin bir başka faydası ise istihdamın arttırılmasında bir araç olarak bu şirketlerin kullanılmasından kaynaklanmaktadır. The Bell adlı medya organının Wagner hakkında ulaştığı belgelere göre şirket, 2014 yılından beri Suriye’ye on binden fazla paralı asker göndermiştir. Rusya’daki pek çok genç, ÖAŞ’lerin iyi ücret verdiğini bildikleri Wagner gibi çeşitli ÖAŞ’ler de çalışmak için gönüllü olmaktadırlar. Rusya’daki ücretlerin çok düşük olması, Suriye ve Libya gibi ülkelerde görev alan Rus ÖAŞ’lerini daha da cazip hale getirmektedir. Mesela, Ivan Slyshkin isimli bir genç düğün masrafını karşılayabilmek için Wagner Grubu’na katılmış ve Suriye’deki çatışmalarda hayatını kaybetmiştir. Wagner’in Suriye’ye gönderdiği paralı askerlere aylık dört bin dolar maaş verdiği, burada öldürülen askerlerin rütbe ve görevlerine göre ailelerine yirmi iki bin ile elli iki bin dolar arasında para verildiği iddia edilmektedir. Harita-1: Rus ÖAŞ’lerinin görev aldığı ülkeler. Kaynak: https://actafabula.net/rusyanin-dis-politikadaki-gayrinizami-unsurlari-ozel-askeri-sirketler/ (Erişim Tarihi: 15/11/2022). 2.3) İngiltere İngiltere, ÖAŞ’leri en çok kullanan ülkelerden biridir. ÖAŞ’ler İngiltere tarafından da uzun zamandır bilinen örgütlenmelerdir. İngiltere, 1990’lar boyunca ÖAŞ’ler ile eğitim, lojistik ve yan hizmetlerle ilgili sözleşmeler imzalamıştır. Birçok İngiliz şirketi ÖAŞ olarak başka ülkelerde de hizmet vermektedir. Mesela İngiltere’de konuşlu olan ve dünyanın en geniş güvenlik hizmeti sağlayan şirketlerinden biri olan Defence Systems Limited (DSL) temel faaliyetlerini yüksek risk bölgelerinde (Cezayir, Angola ve Kolombiya gibi) karmaşık güvenlik sorunlarına çözüm üretmek olarak tanımlamıştır. İngiltere menşeli birçok ÖAŞ, dünyanın pek çok farklı noktasında hizmet vermeye devam etmektedir. İngiltere kökenli ÖAŞ’lerin 2003’te 320 milyon sterlin olan gelirleri, 2004 yılında 1,8 milyar sterline ulaşmıştır. Çünkü II. Irak Savaşı’nda İngiltere özellikle ÖAŞ’lerden faydalanmayı tercih etmiştir. Bütün bunlara rağmen İngiltere’nin, ABD’de olduğu gibi, detaylı bir mevzuata sahip olduğundan bahsedilemez. Öncelikle İngiliz kamuoyu Amerikan kamuoyuna göre ÖAŞ’ler konusunda çok daha ön yargılı bir tutum sergilemektedir. İngiliz Avam Kamarası'nın kabul ettiği "Green Paper" özel askeri sektörün kapsamlı bir analizini yaparak sektörün düzenlenmesine dair bazı önerilerde bulunmuştur. Söz konusu öneriler dahilinde bir devletin toprak bütünlüğüne zarar vermek isteyen ve bu amaçla eyleme geçen, maddi kazanç sağlayan, çatışmaların yaşandığı ülkelerin uyruğunda bulunmayan kimselere karşı tedbir alınması gerektiği dile getirilmiştir. Kısacası Green Paper ile vurgulanmak istenen asıl husus, paralı askerliğin, özellikle ülkelerin toprak bütünlüğünü hedef alan faaliyetlerin desteklenmemesi ve hatta yasaklanmasıdır. Ayrıca Green Paper’da ÖAŞ’lere dair aşağıdaki hususlar vurgulanmıştır: Bazı askerî faaliyetler (Bir devletin toprak bütünlüğüne zarar veren) tüm ülkelerce yasaklanmalıdır. Özel askerî faaliyetlere ve özel güvenlik şirketlerine lisans verilerek düzenlenmesi sağlanmalıdır. Özel askerî sektör ve güvenlik sektörü unsurları kayıt altına alınmalıdır veya oto kontrol ile düzen sağlanmalıdır. Green Paper’da her ne kadar bazı eylemlerin ÖAŞ’ler üzerinden yapılmasının ilgili ülkenin politikalarına zarar verebileceği anlatılsa da ÖAŞ’lerin varlığı kabul edilmiş ve yasal bir düzenlemeye tabi tutulmasının daha doğru olduğu ifade edilmiştir. 1870 yılında kabul edilmiş Yabancı Asker Kayıt Kanunu, 2001 tarihli Özel Güvenlik Sanayi Kanunu ve İngiltere İhracat Yasası (2002) her ne kadar ÖAŞ’lerin faaliyetlerine dair birtakım düzenlemeler getirmiş olsa da ABD’deki gibi bir mevzuattan bahsedebilmek mümkün değildir. Keza BM ambargosuna rağmen İngiltere merkezli Sandline şirketinin Sierra Leone’ye silah satması sonucu uluslararası arenada İngiltere’nin zor durumda kalması sonrasında 2001 yılında yürürlüğe giren Özel Güvenlik Sanayi Kanunu’nda bile ÖAŞ’ler ile ilgili birçok husus yer almamıştır. İngiltere’deki siyasetçiler, tıpkı Amerikan ve Rus mevkidaşları gibi, siyasi sorumluluk almak istemedikleri için ÖAŞ’lerin sıkı bir şekilde denetlenmesi söz konusu değildir. II. Irak Savaşı’nda yaşanan bazı insan hakları ihlalleri için dönemin başbakanı Tony Blair sorgulanmıştı. Bu sorgulama İngiltere kamuoyunda II. Irak Savaşı’nda yaşanan askeri zayiata yönelik bir tepki olarak değerlendirilmekle birlikte dünyanın herhangi bir yerinde yaşamını kaybeden askeri şirket personellerinden kaynaklanan kamuoyu tepkisi nedeniyle bir soruşturma yürütüldüğü görülmemiştir. 2.4) Çin Çin, son zamanlarda hemen her alanda olduğu gibi ÖAŞ’ler aracılığıyla da uluslararası çatışmalarda kendini göstermeye başlayan bir ülkedir. Ancak Çin ile ÖAŞ kavram arasındaki ilişkinin ABD, Rusya ve İngiltere gibi örneklerden farklı olduğu söylenebilir. Öncelikle unutulmamalıdır ki Çin bir parti devletidir. Diğer ülkeler ÖAŞ’ler ile kurdukları bağı mümkün olduğunca gizleme veya kendilerinden uzak tutma çabasının içindeyken aksine Çin’de bu şirketlerin tamamında parti temsilcileri dahi bulunmaktadır. Çin’de ÖAŞ’lerin yönetimle kurdukları bağ aşağıda yer alan üç unsur çerçevesinde değerlendirilmelidir: - Birincisi, kapasite kısıtlamaları ve siyasi gelişmeler nedeniyle yerel güvenlik güçlerinin her zaman güvenilir olmadığı düşünülürse, Çin'in deniz aşırı çıkarlarını korumak için daha uygulamalı bir yaklaşım sunmaktadırlar. -İkincisi, Çin hükümetine; denizaşırı çıkarları koruma konusundaki kararlılığını göstermek için kullanabileceği araçları sunmakta olup aynı zamanda Halk Kurtuluş Ordusunun (People's Liberation Army – PLA) görevlere gönderilmesi halinde doğabilecek kayıpların oluşturacağı siyasi maliyetin önüne geçilmektedir. - Üçüncüsü ise, şu anda ülkede sayıları 57 milyonu bulan terhis edilmiş askerler için, hükümetin istihdama yönelik çalışmalar yapmasına gerek kalmaksızın, ÖAŞ’ler istihdam yaratmaktadır. Fotoğraf-2: Çin menşeli ÖAŞ çalışanları. Kaynak: https://jamestown.org/program/chinas-private-security-companies-domestic-international-roles/ (Erişim Tarihi: 16/10/2022). Çin’deki ÖAŞ’lerin temel görevi, Çin tesislerinin ve Çin dışındaki vatandaşların korunmasıdır. Her ne kadar Çin menşeli ÖAŞ’ler 2000’lerden itibaren hizmet sunumuna başlamış olsalar da özellikle 2016’dan sonra daha görünür hâle gelmişlerdir. Bu sebeple Çin, 2018’den sonra ÖAŞ’lerin düzenlenebilmesi için birtakım girişimlerde bulunmuştur. Çin ÖAŞ’lerin devlet tarafından lisanslandırılması kuralını ve yeni birtakım standartları uygulamaya sokmuştur. Mesela yurtdışında savunmaya yönelik hizmet sunmak isteyen bir ÖAŞ, öncelikle Çin hükümetinden izin almak zorundadır. Çin menşeli iki ÖAŞ’nin yurtdışında 62.000 personeli istihdam ettiği bilinmektedir. Çin her ne kadar ABD ve Rusya kadar görünür olmasa da savunmaya yönelik hizmet sunumunda ÖAŞ’lerden faydalanan en önemli ülkelerden biridir. Sonuç Günümüzde, Rusya gibi ülkelerin inkâr etmesine rağmen, birçok devlet kendi ulusal çıkarlarını da ilgilendiren çoğu çatışma alanında ÖAŞ’lerden faydalanmaktadır. Herhangi bir savaşa doğrudan müdahil olmak istemeyen ülkelerin en sık tercih ettikleri yöntem, ÖAŞ’leri savaş bölgelerinde aktif hale getirmektir. Özellikle vekalet savaşları olarak da isimlendirilen Suriye, Libya ve Irak gibi ülkelerde yaşanan çatışmalarda, ÖAŞ’lerin savaşların kaderlerini etkileyebilecek bir konuma geldiği de görülmektedir. Birçok devlet, özellikle ABD, kendi kamuoylarından gelebilecek tepkilerden kaçınabilmek için ulusal ordularını kullanmak yerine ÖAŞ’lerden hizmet alımına yönelmiştir. Kısacası, ÖAŞ’ler herhangi bir devletin ve/veya hükümetin operasyonların/savaşların getirebileceği olası siyasi maliyetlerden kaçınabilmesi için mükemmel bir fırsat sunmaktadır. Her ne kadar ABD, Çin, İngiltere ve Rusya ÖAŞ’lerle ilgili düzenlemeler yapmış veya yapmaya niyetlenmiş olsalar da bütün devletler tam bir sorumluluğun altına girme noktasında isteksiz davranmaktadır. Bu çalışmanın yazarı, özellikle ÖAŞ’ler aracılığıyla gerçekleştirilen ve bir devletin kendi silahlı kuvvetleriyle müdahale etmek istemeyeceği olaylar düşünüldüğünde, devletlerin bilerek ÖAŞ’ler ile ilgili hukuki bir boşluk bıraktığına inanmaktadır. Zaten ÖAŞ’lerin hükümetlerle kurdukları ilişkiler de göz önüne alınırsa söz konusu durum daha açık hale gelmektedir. Vergilerini muntazam şekilde ödeyen, istihdama büyük miktarda katkı sağlayan, devletlerin ulusal çıkarlarını korumak için kullanılan ve yönetici elitlerle birlikte çalışan bu firmalara daha rahat hareket edebilecekleri bir alan bırakmak son derece doğal gözükmektedir. Son olarak, bu çalışmanın yazarı, ilerleyen dönemlerde ÖAŞ’lerin daha da etkili bir araç haline geleceğine inanmaktadır. Yukarıda dile getirilen ülkelerin yanı sıra İsrail, Güney Afrika ve Fransa gibi örneklerin incelenmesi, Türkiye’deki karar vericilerin menfaatine olabilir. Bir sonraki bölümde Türkiye örneği incelenecektir. Türkiye’de tartışmalara konu olan SADAT’ı şu an için bir tarafa bırakırsak, ilerleyen tarihlerde savunma ihtiyacına yönelik eğitim, lojistik ve danışmanlık hizmetleri sunan Türk firmalarının kurulması gündeme gelebilir. ÖAŞ’lerin Türkiye’deki askeri gelenekle ne kadar iç içe yaşayabileceği ya da kurulması muhtemel Türk firmalarının başarılı olup olmayacağı ise bir sonraki yazının konusu olacaktır. Ancak görünen gerçek odur ki ÖAŞ’ler bir müddet daha gündemdeki sıcak yerini korumaya devam edecektir. Üçüncü bölümde devem edeceğiz… Kurumsal Not : KAPDEM'de yayınlanan yazı ve çalışmalar KAPDEM'in kurumsal görüşünü yansıtmaz, tüm yasal sorumluluk yazarlara aittir. Kaynakça Ahmet Fuat Yayım, Savunma Sanayiinde Küreselleşme Biçimleri: Özel Askeri Şirketler, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2006. Ahmet Keser, Özel Askeri Şirketlerin Küresel Yayılımı ve Geleceği, 1. Baskı, SETA Yayınları, Ankara, 2020. Alessandro Arduino , “Chinese private security firms are growing their presence in Africa: why it matters”, 2022, https://theconversation.com/chinese-private-security-firms-are-growing-their-presence-in-africa-why-it-matters-187309. Andreas Krieg, “Externalizing the Burden of War: The Obama Doctrine and US Foreign Policy in the Middle East”, International Affairs, 92(1), 2016, ss. 97-113. Çağatay Cebe, Rusya’nın Dış Politikadaki Gayrinizami Unsurları: Özel Askeri Şirketler, Acta Fabule Çalışma Grubu, 2019, İstanbul, https://actafabula.net/rusyanin-dis-politikadaki-gayrinizami-unsurlari-ozel-askeri-sirketler/. David Isenberg, Private Military Contractors and U.S. Grand Strategy, International Peace Research Institute, PRIO Report 1/2009, Oslo, 2009, https://www.files.ethz.ch/isn/109297/Isenberg%20Private%20Military%20Contractors%20PRIO%20Report%201-2009.pdf. Duhan Kalkan, “Devletin Güç Kullanma Tekeli ve Özel Askeri Şirketler”, Bölgesel Araştırmalar Dergisi , C. 6, S. 1, 2022, ss. 148-173. Haldun Yalçınkaya, “Özel Askeri Sektörün Oluşumu ve Savaşların Özelleşmesi”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi , 61 (3), s. 247-277. Hayri Kaya, Uluslararası Politik Ekonomide Özel Askeri ve Güvenlik Şirketleri, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, İstanbul, 2021. Justin Bristow, “Russian Private Military Companies: An Evolving Set of Tools in Russian Military Strategy”, Community Apan, https://bit.ly/3MD1End. Mehmet Erkan Kıllıoğlu, “Rus Gönüllü Savaşçılar ve Rusya’da Özel Askeri Şirketlerin Ortaya Çıkışı”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 32 (2), 2022, 635-648. Mohkmad Akhivadov, “Özel Askeri Şirketler: Rusya Örneği,” İnsamer, 2022, https://www.insamer.com/tr/ozel-askeri-sirketler-rusya-ornegi.html. Mitchell McNaylor, “Mind the “Gap”: Private Military Companies and the Rule of Law”, 2010, https://www.yalejournal.org/publications/mind-the-gap-private-military-companies-and-the-rule-of-law. Niyazi Kırmızıgül, Özel Askeri Şirketlerin Meşruiyet Sorunu, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Anabilim Dalı, Nevşehir, 2021. Nurullah Çatal, Vekâlet Savaşlarının Bir Aracı Olarak Özel Askeri Şirketler: Irak Savaşı Örneği, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Güvenlik Stratejileri ve Yönetimi Ana Bilim Dalı, Gaziantep, 2021. Peter Warren Singer, Kiralık Ordular: Özel Askeri Şirketler, Gözde Aral İsmail Yaman, Timaş Yayınları, İstanbul, 2009. Yunus Beyhan, “Çin-Afrika İlişkilerinde Çin Özel Askeri Şirketlerinin Faaliyet ve Etkileri”, Terör ve Radikalleşme ile Mücadele/Araştırma Merkezi, 2022, https://www.teram.org/Icerik/cin-afrika-iliskilerinde-cin-ozel-askeri-sirketlerinin-faaliyet-ve-etkileri-207. Yunus Beyhan, Özel Askeri Şirket Faaliyetlerinin Küresel Etkileri Ve Uluslararası Hukuktaki Yerlerinin İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, MEF Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı, İstanbul, 2020.

Detay