Yazı Gönder
Ahmet Kadir Avşar

Ahmet Kadir Avşar

Kamu Politikası, Devlet Yönetimi ve Toplumsal Gelişim Merkezi (KAPDEM)

Yazılar (2)

Uygurlar Neden Sekülerleşmeli?

Uygurlar Neden Sekülerleşmeli?

Bu makale, Uygur meselesinin çoğu zaman “radikal İslam”, “radikalizm” ve “terör” söylemleri çerçevesinde ele alınmasının, Uygur toplumunun tarihsel ve kültürel gerçekliğiyle örtüşmediğini savunmaktadır. Uygurların din anlayışı, İslamiyet ile tanıştıkları ilk dönemlerden itibaren büyük ölçüde geleneksel ve tasavvufi unsurlar etrafında şekillenmiştir. Ancak son birkaç on yılda, sınırlı bir kesimi etkilemekle birlikte bazı Selefi–Vahhabi yorumların da ortaya çıktığı görülmektedir. Buna rağmen, Uygur toplumunda oldukça dar bir etki alanına sahip olan bu örnekler, Çin devlet yönetimi tarafından bölgede uygulanan sert güvenlik politikalarını meşrulaştırmak için araçsallaştırılmıştır. Bu çalışma, özellikle 11 Eylül sonrası yükselen küresel terörle mücadele söylemi ile Suriye iç savaşı gibi gelişmelerin, Uygur meselesini uluslararası güvenlik tartışmalarının bir parçası haline getirdiğini ortaya koymaktadır. Bu süreçte bazı Uygur gruplarının varlığı, Çin yönetimi tarafından geniş çaplı baskı, gözetim ve yeniden eğitim politikalarına gerekçe olarak uluslararası kamuoyuna sunulmuştur. Sonuç olarak makale, Uygurların radikal ideolojilerden uzak durarak kendi kültürel ve dini miraslarını Türk-İslam geleneğiyle uyumlu, daha seküler bir çerçevede yaşamalarının hem Çin’in güvenlik temelli söylemini zayıflatmak hem de uluslararası alanda meşruiyetlerini güçlendirmek açısından kritik önem taşıdığını vurgulamaktadır

3 Mart 2026 15:07
2022 Rusya-Ukrayna Savaşı Sonrası Çin-Rusya İlişkileri

2022 Rusya-Ukrayna Savaşı Sonrası Çin-Rusya İlişkileri

Bu makale Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası gelişen Rusya-Çin ilişkilerini ve 2022 yılında Rusya ile Ukrayna arasında başlayan ve süregelen Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Rusya ve Çin ilişkileri üzerindeki yapısal etkilerini incelemektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, başlangıçta Şanghay İşbirliği Örgütü ve İyi Komşuluk ve Dostluk İşbirliği Anlaşması ile iki ülke arasındaki ilişkileri düzenlemek adına kurumsal bir çerçeve oluşturulmuştur. İlerleyen dönemde Rusya’nın Çin’e ihraç ettiği askeri teknoloji ile Çin, ordusunu modernize etmiş ve ekonomik, askeri güç ve teknoloji bakımından Rusya’nın önüne geçmeyi başarmıştır. Bu gelişmeler, Rusya’nın Çin ile ilişkilerini sorgulamasına itmiş ve iki ülke arasında halen devam eden ‘yapısal güvensizliklere’ neden olmuştur. Bu durum da iki ülke arasındaki ilişkilerin sınırlı kalmasına yol açmıştır. 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ile birlikte Rusya’ya Batı bloku tarafından uygulanan ambargolar Çin’e bir fırsat penceresi daha açmıştır. Bu dönemde Moskova, Pekin’e daha da bağımlı hale gelmiş ve Çin de doğrudan müdahil olmadığı ve dış söylemlerinde kullandığı “sözde tarafsızlık” politikasıyla Rusya’nın içinde bulunduğu durumdan avantaj sağlayarak çıkmıştır. 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte Rusya-Çin ilişkileri Çin lehine daha da asimetrik hale gelmiştir. Çin, Birleşmiş Milletler nezdinde “tarafsız” pozisyonunu korumuş ancak Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesinin sebebi olarak NATO’nun agresif şekilde genişleme tutumunu göstermekten de geri durmamıştır. 2022 Rusya-Ukrayna Savaşı, beraberinde birçok yeni ve kapsamlı yaptırımları da beraberinde getirmiştir. Bu yaptırımlar sonucunda Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacmi dramatik bir şekilde artarken ikili ticarette Yuan/Ruble kullanımı öne çıkmıştır. Bu dönemde Çinli şirketler sadece enerji sektöründe değil otomotiv, finans ve özellikle altyapıda Batılı devletlerden boşalan alanları hızlıca doldurmuştur. Çin, Rusya’ya daha önce de olduğu gibi doğrudan askeri yardımlardan kaçınsa da çeşitli teknolojiler ve drone’lar gibi dolaylı yardımlarla savaşı Rusya açısından daha sürdürülebilir kılmıştır. Bu dönemde Rusya ile Çin arasındaki ikili ilişkilerde Çin’in eli neredeyse (Rusya açısından) geri dönülemez şekilde güçlenmiş, Rusya adına artık “bölgesel rakibi” olan Çin’e ulaşma şansı kalmamıştır. Çin, Batı ile ekonomik ilişkilerini korurken Rusya’yı da kendine bağımlı hale getirmiş ve literatürde “küçük ortak” olarak nitelendirilen konuma çekilmesini sağlamıştır. Bu güç farkı Çin’in Rusya üzerindeki nüfuzunu tam anlamıyla pekiştirmiştir. Gelecek için öngörülen birkaç senaryodan en olası senaryo: Çin’in Rusya’yı ucuz enerji tedarikçisi ve jeopolitik olarak diğer ülkelere karşı kullandığı bir asimetrik modeldir. Bu ilişki, eşit bir ittifaktan ziyade pragmatik ve kriz odaklı bir ortaklık olarak görülmektedir.

22 Eylül 2025 00:00